Bu sabahın kör vakti ( her sabahın kör vakti olduğu gibi) işe gitmek üzere evden çıktığımda yolda takım elbiseli, paltolu bir adam gördüm.
Adam bir arabanın üzerinden eline kar aldı.
Ben de “aaaa sabah sabah kartopu mu oynayacak?” diye düşündüm ve adamı izlemeye başladım.
Ama sabahın kahramanı arabanın üzerindeki karları temizledi ve kapısını açıp arabasına bindi :) Bu hiç aklım gelmemişti :)
Galiba kafam bir başka algılıyor benim :)
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
30 Ocak 2012 Pazartesi
25 Ocak 2012 Çarşamba
DURUM ANALİZİ
Aynaya baktım ve gördüklerimi özetliyorum :
- Zaten pigment özürlü ben, mevcuttaki renklerini de kaybetmiş ve kağıt gibi bir yüz
- Sulanmış,nereye bakması gerektiğine karar veremeyen, açık kaldıkları her an azap çeken gözler
- Yüzdeki mecburen tek renkli alan olarak ön plana çıkmış, fazla mesaiden yorgun ve silinmekten hırpalanmış kırmızı bir burun
Evet, bütün bu veriler doğrultusunda söyleyebilirim ki ben hastayım :(
- Zaten pigment özürlü ben, mevcuttaki renklerini de kaybetmiş ve kağıt gibi bir yüz
- Sulanmış,nereye bakması gerektiğine karar veremeyen, açık kaldıkları her an azap çeken gözler
- Yüzdeki mecburen tek renkli alan olarak ön plana çıkmış, fazla mesaiden yorgun ve silinmekten hırpalanmış kırmızı bir burun
Evet, bütün bu veriler doğrultusunda söyleyebilirim ki ben hastayım :(
18 Ocak 2012 Çarşamba
ARTIK BEN DE KABUL EDİYORUM
Gökçeada’ya gittiğimizde gecenin bir vakti ada merkezinden uzak bir yerdeki pansiyonumuzda ekipten bir arkadaş bileğini burktu.Çantamdan ağrı kesici bir merhem ve bandaj çıkardığımda bana çok normal gelen bu davranışım herkes tarafından şaşkınlıkla karşılanmıştı.
Hata bir arkadaşım “Nane Şekeri nerdeyse çantasından serum çıkarıp takacak” diye durumu özetlemişti :)
Yolculuklarda ,evde kaza ve hastalık gibi durumlara müdahale için hep gerekli ilaçları ve ekipmanı bulundururum.
Bununla birlikte geçen gün düşüp dizimi parçaladıktan sonra akşam evde yukarıdaki malzemelerin tam olması ve pansumanımı gayet rahat yapabilmem durumumun farkına varmamı sağladı.
Öyle pimpirikli felan değilim ama sanırım fazlaca tedbirliyim.
16 Ocak 2012 Pazartesi
BUZDA DANS
Ben de kendi çapında yeni hobiler peşinde koşan,koşa koşa bu hobileri uygulamaya başlayan biriyimdir işte.
Ama bazen denemelerimi modası geçtikten,popülaritesini yitirdikten sonra deneme mecburiyetinde kalabiliyorum.
Bugün olduğu gibi…Buzda dans etmek gibi…
Yarışma bitti, unutuldu gitti ben daha yeni deniyorum.
Bu sabah buz üzerinde pek de gönüllü olmayarak anlık bir figürler kombinasyonu yapıverdim.Aslında bu duruma buzun benimle dansı desek daha doğru olacak sanırım.Çünkü ben onun orada olduğunu, beni sinsice ve hevesle beklediğini bilmiyordum.
Ve bu dansın yerçekimine yenik düşmemle sonuçlanacağını da…Bilsem yolumu değiştirir ya da buzun beni dansa davetine ı-ıh der giderdim.
Yakalandım işte ve kendimi yerde buluverdim.Küüüüttttt!!!!
Sonuç?
Dizde açık bir yara ve vücudum %60 ı ezik ( ileriki günlerin müstakbel çürükleri )
Durumumu öğrenen arkadaşlarımın birkaçının tepkisini söylüyorum.”Geçmiş olsun güzelim.Seni senden nasıl koruyacağız bilemiyorum” ,“ Hay Allah Nane Şekeri yine nasıl yaptın bunu?”,”Tatlım sen niye hep kendine böyle zarar veriyorsun?”…
Oysa ki ben sadece sabah işe gitmek üzere servise yetişmeye çalışıyordum L Bay Buz ile sarmaş dolaş dans etmek değil…
Ama bazen denemelerimi modası geçtikten,popülaritesini yitirdikten sonra deneme mecburiyetinde kalabiliyorum.
Bugün olduğu gibi…Buzda dans etmek gibi…
Yarışma bitti, unutuldu gitti ben daha yeni deniyorum.
Bu sabah buz üzerinde pek de gönüllü olmayarak anlık bir figürler kombinasyonu yapıverdim.Aslında bu duruma buzun benimle dansı desek daha doğru olacak sanırım.Çünkü ben onun orada olduğunu, beni sinsice ve hevesle beklediğini bilmiyordum.
Ve bu dansın yerçekimine yenik düşmemle sonuçlanacağını da…Bilsem yolumu değiştirir ya da buzun beni dansa davetine ı-ıh der giderdim.
Yakalandım işte ve kendimi yerde buluverdim.Küüüüttttt!!!!
Sonuç?
Dizde açık bir yara ve vücudum %60 ı ezik ( ileriki günlerin müstakbel çürükleri )
Durumumu öğrenen arkadaşlarımın birkaçının tepkisini söylüyorum.”Geçmiş olsun güzelim.Seni senden nasıl koruyacağız bilemiyorum” ,“ Hay Allah Nane Şekeri yine nasıl yaptın bunu?”,”Tatlım sen niye hep kendine böyle zarar veriyorsun?”…
Oysa ki ben sadece sabah işe gitmek üzere servise yetişmeye çalışıyordum L Bay Buz ile sarmaş dolaş dans etmek değil…
24 Haziran 2011 Cuma
AMA BEN?...
Yeme içme konusundaki birkaç kişilik performansımın herkeslerin dikkatini fazlasıyla çekmesi nedeniyle ( kendimi bildim bileli ben böyleyim.hala kimse alışamadı.niye alışamıyorlar anlamış değilim :)) ben de normal bir insan evladı kadar beslenmeye karar verdim.
Abur cuburlarımı günlük değil, haftalık tüketmeye başladım,öğünlerimde bir kişilik miktarlarla tanıştım falan felan.
Bir gayret içindeydim anlayacağınız:)
Ben bu takdire şayan iradem ile mutlu mesut yaşamaya başlamışken.Tam da etraf tarafından yediğim lokmalar sayılmaz diye düşünürken şöyle bir ifade ile karşılaştım.
“Nane Şekeri biraz az ye yaaaa!!!”
Diyemedim ama ben zaten azaltmıştım yediklerimi bu azaltılmış hali :(
Abur cuburlarımı günlük değil, haftalık tüketmeye başladım,öğünlerimde bir kişilik miktarlarla tanıştım falan felan.
Bir gayret içindeydim anlayacağınız:)
Ben bu takdire şayan iradem ile mutlu mesut yaşamaya başlamışken.Tam da etraf tarafından yediğim lokmalar sayılmaz diye düşünürken şöyle bir ifade ile karşılaştım.
“Nane Şekeri biraz az ye yaaaa!!!”
Diyemedim ama ben zaten azaltmıştım yediklerimi bu azaltılmış hali :(
21 Mart 2011 Pazartesi
EF Bİ AAY
Üç sezon fringe dizisini ard arda izledikten sonra;
Etrafımdaki herkesin ya kafasının uçup ya da patlayacağına inanmaya,
Acebağ bu arkadaş bir şeyp şiftır mıdır diye düşünmeye,
Kendimi Olivya Danım zannetmeye,
Ofis giriş kartımın üzerinde neden Ef Bi Ay yazmıyor diye öfkelenmeye,
Kartımı bina girişinde turnikelere okutmak yerine güvenlik görevlilerine göstermek istemeye,
Telefonlarımı “Danım” diyerek açmaya,
Neden ben de Ef Bi Ay Binasında çalışmıyorum diye sorgulamaya,
Elimdeki dosyaları dahili iletişim ile Harvırd’da Voltır Bişıp’ın labratuvarına inatla göndermeye çalışmaya,
Ve en önemlisi benim beyaz atlı prensim Piitır Bişıp’ın neden ortalarda görünmediğine,
Yoksa paralel evrendeki diğer Nane Şekeri mi Piitır Bişıp’ımı çaldı götürdü diye düşünmeye
Başladım .
Şimdi karar veremiyorum fringe izlemek benim için tamam mıdır? devam mıdır?
Etrafımdaki herkesin ya kafasının uçup ya da patlayacağına inanmaya,
Acebağ bu arkadaş bir şeyp şiftır mıdır diye düşünmeye,
Kendimi Olivya Danım zannetmeye,
Ofis giriş kartımın üzerinde neden Ef Bi Ay yazmıyor diye öfkelenmeye,
Kartımı bina girişinde turnikelere okutmak yerine güvenlik görevlilerine göstermek istemeye,
Telefonlarımı “Danım” diyerek açmaya,
Neden ben de Ef Bi Ay Binasında çalışmıyorum diye sorgulamaya,
Elimdeki dosyaları dahili iletişim ile Harvırd’da Voltır Bişıp’ın labratuvarına inatla göndermeye çalışmaya,
Ve en önemlisi benim beyaz atlı prensim Piitır Bişıp’ın neden ortalarda görünmediğine,
Yoksa paralel evrendeki diğer Nane Şekeri mi Piitır Bişıp’ımı çaldı götürdü diye düşünmeye
Başladım .
Şimdi karar veremiyorum fringe izlemek benim için tamam mıdır? devam mıdır?
16 Ocak 2011 Pazar
EYVAH EYVAH 2

Eyvah Eyvah 2 yi izledim hafta sonu.
İlkinden daha güzel, daha eğlenceli.Çok güldük :)Çok güzel vakit geçirdik filmi izlerken.
İlk filmde de çok eğlenmiştik ama tam olarak bulamadığım bir eksiklik vardı. İlk filmi izlediğimde bundan bahsetmiştim.
İkinci filmde bu da yok.Başından sonuna çok beğendim.
Tabiii benim Çanakkale memleketine olan özel sevgim, beğenim de daha bir keyifli izlememi sağladı.Bu yaz Bozcaada ve Geyikli’ye de gittiğim için taze mekan anıları ile izledim.
Film, ilkinin devamı olduğu için ilkini izlemeden ikinci filmi izlemeyiniz.
Güzel vakit geçirmek için iyi bir seçim.
Keyifli seyirler…
11 Ocak 2011 Salı
CM101MMXI FUNDAMENTALS

Dün akşam Cem Yılmaz’ın yeni oyununu izledim.
Ben, Cem Yılmaz sevenlerden olduğum için imzası olan çalışmasını izlemek isterim.Farklı projeler deneyip, hep olduğu yerde kalmadığı için de ayrıca sevenlerindenim.
Çok güzel vakit geçirdim, çok eğlendim.Siz de bir Cem Yılmaz sever iseniz gidiniz,eğleniniz :)
Gösteriden önce 1 saat oturacak yer bulmadığım için hasarlı bileğim ile ayakta bekledikten sonra tavan yapan ağrılarıma da ilaç gibi geldi kendisi.
Gidelim, gülelim, eğlenelim :)
9 Ocak 2011 Pazar
YENİ BLOGUM OKUR YAZAR NANE ŞEKERİ

2011 yılına hızla başlarken yeni procelerimi de uygulamaya başladım.
Bunlardan biri de sadece kitaplardan bahsettiğim yeni blogum okur yazar nane şekeri .
"Daha bu bloguna zaman ayıramıyorsun, bir de yenisini mi ekledin?" dediğinizi duyar gibiyim.Ama artık bloglarımın her ikisine de gereken özen ve zamanı ayıracağım :)
Yeni bloguma ait yazılarımı takip etmek isterseniz sizleri de beklerim...
8 Ocak 2011 Cumartesi
NASIL BİR GÜNDÜ ANLAYAMADIM??
Geçtiğimiz Perşembe gününün nasıl bir gün olduğunu hala anlayabilmiş değilim.
Etkisinden bile ancak kurtulup olanları yazabiliyorum.
Yoldan geçen birine bana zarar ver desem sanırım benim kendime yaptıklarımı yapamazdı.
Güne işyerinde bir arkadaşımla kültürel farklılıkların hayatımızdaki yeri konulu bir tartışma ile başladım ki hiç tarzım değildir ofiste fikirlerimi ısrarlı ve keskin bir şekilde tartışmak ve konuyu uzatmak.Ama yaptım.
Sonrasında dikkatsizlikle ,üstelik benimle alakasız bir işe imzamı atmamla aldığım saçma salak sorumluluk.
Mesai saatlerini böyle tuhaf bitirdikten sonra akşam spora gitmeden önce almayı planladığım eldivenleri almanın mutluluğu ile şansımın döndüğünü düşünerek mutlu oldum ve kutlama amaçlı kendime Starbucks ‘da sert bir kahve ısmarladım.Ama kader ağlarını örmüştü bir kere kısa güzel anların sonrasında kabus yeniden başladı ve sıcak kahveyi içerken kazağımın üzerineee döküverdim!!!
Aman yandım diye durumu düzeltmeye çalışırken sakinleşeyim,yeni cicilerime bir daha göz atayım dedim ve fark ettim ki eldivenlerimin birinde sorun var !
Düşündüm, mağazadan hala uzak değilim, spora gitmeye vaktim var gidip hemen değiştirebilirdim .Düşünmez olaydım.
Bir hızla gittim mağazaya tekrar ama dannnn diye bir ses duyduğumda , acıyan bir vücut hissettiğimde ,mağazanın içerisine ulaşamayınca ve en son içeride koşan mağaza çalışanlarını gördüğümde anladım ki ben mağazanın cam kapısına gömmüşüm kendimi.Ama nasıl bir gömmek.Garfield’ın cama yapışmasını düşünün.Aynı öyle değil.Garfield ve cam arasında yer yer boşluklar vardı.Ben de o bile yoktu!!!
O akşam mağaza personeline değişik bir deneyim yaşattıktan,eldivenlerimi değiştiremeden acıyan vücudumla artık hepsi bu kadardır diye düşünerek yola koyuldum.
Sporuma güzel güzel başladım, üzerimde yarattığı güzel yetkiye taaaam dalacaktım ki ayak bileğimin ters dönmesi ile yerimden sıçradım.Ve güzelce sakatlanmış bir bilekle baş başa kaldım.
Hala moralimi yüksek tutmaya çalışıyorum.Bütün günü düşündükçe ne oluyoruz ya hu derken hala yaşadığıma şükrediyorum.
Normalde sokakta kum gibi olan taksiler o gece bir yerlere dağılmış beni sakat bacağımla baş başa bırakmışlar.20 dakika caddede taksi bekledim,yolu bilmeyen bir taksi bulabildim ve evime sağ salim ulaştım.
Şimdi bandajlı, itina ile dinlendirilen bir bilek ile güzel İstanbul havasından yararlanamadan evde yatıyorum.
Ama o gün nasıl bir gündü,nasıl sağ çıktım o günden bilemeden ve şaşkınlığını hala üzerimden atamadan iyileşmeye çalışıyorum.
2 Ocak 2011 Pazar
BODY WORLDS ÜZERİNDEN 2010 YILI DEĞERLENDİRMESİ

Durun, başlığa bakıp hemen korkmayın.Evet, bitirme tezi başlığı gibi ama içerik öyle olmayacak rahat olunuz :)
2010 yılını benim açımdan anlatmak istediğimde Body Worlds sergisi çok uygun bir örnek oluyor.
Body Worlds Haziran ayında sergilemeye başladığında hemen gitmeye karar verdim ama 2010 yılıma damgasını vuran iş yoğunluğum nedeni ile ancak serginin uzatılmış son gün ve nerdeyse son saatinde gidip görebildim.
Evet, 2010 da tam bu şekilde geçti ya son anda yakalayabildiğim ya da yakalayamayıp kaçırdıklarımla.Hiçbirşey zamanında olamadı.
Zaten 2010 girdikten sonra hatırladığım ilk şey “aaa bahar gelmiş!” oldu.2010 kışını hatırlamıyorum bile.Tek hatırladığım yığınla Excel tablosu.
2010 yılında ihmallerin arasında sevgili blogum da vardı.Bu sene umarım ona daha çok vakit ayıracağım.
Body Worlds’e gelince.
Kısaca suyu çekilmiş cesetler diyebilirim (böyle dediğime bakmayın ciddi bir emek ve teknik var ).Bir anatomi sergisi, uzun uzun vakit ayırdığınızda ve sesli rehber ile de daha anlaşılır oluyor.
Ama artık bitti. Umarım bundan sonra bitmeden sergi ve oyunlardan bahsedebilirim :)
27 Kasım 2010 Cumartesi
BU MUDUR TAKILDIĞINIZ?

Jennifer Aniston 1 yıl önce Meksika tatilinde giydiği mor bikinisi ile yeniden objektiflere yakalanmışşşşş!!!!!
Ve bu olayda şaşırtıcı olan aynı mayonun 1 yıl ara ile giyilmesiymiş gibi haber yapılmış.
Asıl şaşırtıcı olan nedir ben söyleyeyim .
41 yaşında bir hatunun aynı bikiniyi 1 yıl sonra yine aynı ölçüler ile giyebilmesi!!!
Üstelik sadece giyebilmesi değil, o bikinin hakkını verecek şekilde 1 yıl sonra da formda olabilmesi.Zaten görünen o ki önümüzdeki en az 10 yıl daha kendisi böyle görünecek ve sevgili mor bikinisini istediği kadar giyebilecek :)
İşte buna şaşırmamak ve hayran olmamak elde değil.
22 Kasım 2010 Pazartesi
HAKLI BİR DEPRESYON İÇERİSİNDEYİM
Şimdi yazınca siz de bana hak vereceksiniz.
Kurban Bayramı tatilini bitirmemizle birlikte ballı 2010 yılının son tatilini de bitirmiş bulunmaktayız.
Bunu felaket tellalı gibi buradan böyle bağıra bağıra yazmak istemezdim sevgili dostlarım ama bundan sonraki ilk resmi tatilimiz taaaa 19 Mayıs 2011de.
Yılbaşı bile cumartesi gününe geliyor !
Eh ne derler bir sene nasıl başlarsa öyle geçermiş.Yılın ilk tatil günü cumartesine gelen 2011, tatilsel açıdan pek iç açıcı görünmüyor.Umarım diğer konularda verimli,şeker gibi bir yıl olur :)
Son cümleme baktım da erken yeni yıl kutlaması gibi olmuş.
Konudan sapmayalım,ben depresyondayım.Bu konuda farkındalıklarını arttırdığım yeni depresif katılımcıları da depresyona davet etmekteyim.
Kurban Bayramı tatilini bitirmemizle birlikte ballı 2010 yılının son tatilini de bitirmiş bulunmaktayız.
Bunu felaket tellalı gibi buradan böyle bağıra bağıra yazmak istemezdim sevgili dostlarım ama bundan sonraki ilk resmi tatilimiz taaaa 19 Mayıs 2011de.
Yılbaşı bile cumartesi gününe geliyor !
Eh ne derler bir sene nasıl başlarsa öyle geçermiş.Yılın ilk tatil günü cumartesine gelen 2011, tatilsel açıdan pek iç açıcı görünmüyor.Umarım diğer konularda verimli,şeker gibi bir yıl olur :)
Son cümleme baktım da erken yeni yıl kutlaması gibi olmuş.
Konudan sapmayalım,ben depresyondayım.Bu konuda farkındalıklarını arttırdığım yeni depresif katılımcıları da depresyona davet etmekteyim.
31 Ekim 2010 Pazar
HALA BENİ MUTLU EDEBİLİYORMUŞ
Sahipseniz havaalanı gibi omuzlara bende olduğu gibi, sürekli karşılaşıyorsunuz “yüzücü müsünüz ?” ya da “profesyonel olarak yüzdünüz mü? “ soruları ile…
Bu yorumları çok fazla duymuş olmanız da artık kanıksadığınızı düşündürebiliyor size.
Ta ki geçen gün omuzlarımı sığdıramadığım bir hırkanın “bir büyük bedeni var mııı?” diye moralsizce sorduğum satış görevlisi “omuzlarınız ne kadar dik ve geniş, yüzücü müsünüz?” diye sorana dek :)
Öyle güzel bakarak sordu ki bu soruyu, ben de “ hayır değilim, aileden miras “diye mutlu mesut yanıtlayıverdim.
Tabiii hırkayı almayı da ihmal etmeyerek :)
Bu yorumları çok fazla duymuş olmanız da artık kanıksadığınızı düşündürebiliyor size.
Ta ki geçen gün omuzlarımı sığdıramadığım bir hırkanın “bir büyük bedeni var mııı?” diye moralsizce sorduğum satış görevlisi “omuzlarınız ne kadar dik ve geniş, yüzücü müsünüz?” diye sorana dek :)
Öyle güzel bakarak sordu ki bu soruyu, ben de “ hayır değilim, aileden miras “diye mutlu mesut yanıtlayıverdim.
Tabiii hırkayı almayı da ihmal etmeyerek :)
29 Ekim 2010 Cuma
30 Eylül 2010 Perşembe
YENİ BİR GEZEGEN BULUNMUŞ HEMEN GİDİP YERLEŞELİM :)
İngiliz bilimciler uzayın “Goldilocks bölgesi”inde “Gliese 581” adını verdikleri yeni bir gezegen keşfetmişler.
Haberi Hürriyet Gazetesinde okuduğumda eşyalarımı toplayıp hemen gidip yerleşesim geldi.Niye böyle heveslendim?Bu dünyaya pek uyumlu sayılmam belki yenisi bana daha uygundur diye düşündüm.Gidip görmek lazım.
Yol biraz uzun.Bize mesafesi 20 ışık yılı, yani 200 trilyon kilometreymiş!!!
Ama ben uzun yolu severim, alırım yanıma kitap, dergi,müzik felan.Yolun nasıl geçtiğini anlamam bile(diye düşünüyorum).Yola çıkıp görmek lazım :)
Bu gezegende su olma olasılığı çok yüksekmiş , araştırılıyormuş.Benim gibi su düşkünü birisi için önemli bir gereksinim,gezegenin su durumu hakkındaki gelişmeler yakın takibimde.
Atmosferinin bizim dünyamızdan biraz daha soğuk olduğu söyleniyor .Üşümeyen biri olarak benim için hiç mühim bir nokta değil.
Yiyecek içecek durumundan bahsedilmemiş.Boğazına düşkün Nane Şekeriniz için takip edilmesi gereken bir nokta daha…
Boyutları neredeyse dünya kadarmış.Ooooh yayıl yayılabildiğin kadar .
Taze gezegenimiz kendi güneşi etrafındaki dönüşünü 37 günde tamamlıyormuş.Bizim gibi 365 günde değil.İlk okuduğumda çıkardığım sonuç “37 günde 1 yıl geçiyorsa çabuk yaş alınıyor amanınnn!!!” oldu.Şimdi bir kez daha düşünüyorum.Belki orada gün kavramı, güneş etrafında dönme falan farklı süreleri karşılıyor olabilir.Araştırmak lazım.
Yoksa burada 1 yıl yaşlanılırken orada yaklaşık 10 yıl yaşlanılıyor olması her dişi insanoğlu için oldukça sevimsiz bir nokta kanımca…
Haberi Hürriyet Gazetesinde okuduğumda eşyalarımı toplayıp hemen gidip yerleşesim geldi.Niye böyle heveslendim?Bu dünyaya pek uyumlu sayılmam belki yenisi bana daha uygundur diye düşündüm.Gidip görmek lazım.
Yol biraz uzun.Bize mesafesi 20 ışık yılı, yani 200 trilyon kilometreymiş!!!
Ama ben uzun yolu severim, alırım yanıma kitap, dergi,müzik felan.Yolun nasıl geçtiğini anlamam bile(diye düşünüyorum).Yola çıkıp görmek lazım :)
Bu gezegende su olma olasılığı çok yüksekmiş , araştırılıyormuş.Benim gibi su düşkünü birisi için önemli bir gereksinim,gezegenin su durumu hakkındaki gelişmeler yakın takibimde.
Atmosferinin bizim dünyamızdan biraz daha soğuk olduğu söyleniyor .Üşümeyen biri olarak benim için hiç mühim bir nokta değil.
Yiyecek içecek durumundan bahsedilmemiş.Boğazına düşkün Nane Şekeriniz için takip edilmesi gereken bir nokta daha…
Boyutları neredeyse dünya kadarmış.Ooooh yayıl yayılabildiğin kadar .
Taze gezegenimiz kendi güneşi etrafındaki dönüşünü 37 günde tamamlıyormuş.Bizim gibi 365 günde değil.İlk okuduğumda çıkardığım sonuç “37 günde 1 yıl geçiyorsa çabuk yaş alınıyor amanınnn!!!” oldu.Şimdi bir kez daha düşünüyorum.Belki orada gün kavramı, güneş etrafında dönme falan farklı süreleri karşılıyor olabilir.Araştırmak lazım.
Yoksa burada 1 yıl yaşlanılırken orada yaklaşık 10 yıl yaşlanılıyor olması her dişi insanoğlu için oldukça sevimsiz bir nokta kanımca…
17 Eylül 2010 Cuma
İKİNCİ BOZCAADA ÇIKARTMAM
Hava müthiş…
Deniz harika…
O denizde yüzmek nefis…
Sokaklarında boş boş dolanmak ise olağanüstü...
Ama Ada halkına bişeyler olmuş,hiç konuksever değiller artık :(
İlk gidişim eylül 2003, ikinci gidiş eylül 2010.
7 yılda görünürde hiç bir şey değişmemiş.Bu gidişimde de gayet güzel rehberlik edebildim hiçbir şeyi unutmadan.
Bayramda yapılan kısa süreli bir tatilde gittiğim Bozcaada'dan ilk gidişim gibi her şeyinden büyülenmiş bir şekilde bahsetmeyi çok isterdim ama öyle olmadı.
Dedim ya denizi,kumu,güneşi,sokakları çok güzeldi ama kaldığımız yerden tutun da yemek yediğimiz restoranlara,çay içtiğimiz yere kadar herkes insana, müşteriye doymuş,nasılsa hep gelecekler diye elde var bir şeklinde yaklaşıyorlar.
Hiç hoş değildi.
Ben bu ikinci gidişimi arkadaşlarımla geçirdiğim güzel zaman dilimleri ile hatırlayıp ada kısmını aklımdan çıkarıyorum, ilk gittiğim zamana ait zarif,güzel yaklaşımlı insanları ile hatırlamak istiyorum.
Deniz harika…
O denizde yüzmek nefis…
Sokaklarında boş boş dolanmak ise olağanüstü...
Ama Ada halkına bişeyler olmuş,hiç konuksever değiller artık :(
İlk gidişim eylül 2003, ikinci gidiş eylül 2010.
7 yılda görünürde hiç bir şey değişmemiş.Bu gidişimde de gayet güzel rehberlik edebildim hiçbir şeyi unutmadan.
Bayramda yapılan kısa süreli bir tatilde gittiğim Bozcaada'dan ilk gidişim gibi her şeyinden büyülenmiş bir şekilde bahsetmeyi çok isterdim ama öyle olmadı.
Dedim ya denizi,kumu,güneşi,sokakları çok güzeldi ama kaldığımız yerden tutun da yemek yediğimiz restoranlara,çay içtiğimiz yere kadar herkes insana, müşteriye doymuş,nasılsa hep gelecekler diye elde var bir şeklinde yaklaşıyorlar.
Hiç hoş değildi.
Ben bu ikinci gidişimi arkadaşlarımla geçirdiğim güzel zaman dilimleri ile hatırlayıp ada kısmını aklımdan çıkarıyorum, ilk gittiğim zamana ait zarif,güzel yaklaşımlı insanları ile hatırlamak istiyorum.
15 Eylül 2010 Çarşamba
BİLEMEDİM NE YAPACAĞIMI
Öğle yemeğine bile 15 dk ayırabildiğim, gece mesainin neredeyse kesin göründüğü bir iş günü aniden saat 18:00 de bitiverince ben de attım kendimi evime .
Eve iş de getirmemişim.
Bir de annemin iyileşmesine bağlı evin operasyonel yükü de kalmamış bu akşam bana.
Tam anlamıyla boş birkaç saatim var.
Ama ben unutmuşum boş zamanlarda ne yapılır?Uzun süre yemek yemediğinizde birden masada ne yiyeceğinizi bilemezsiniz ya ben de o durumdayım şu anda.
Biraz kitap okudum ,olmadı.
Sonra aklıma tv izlemek geldi.Onu da unutmuşum,bişey bulamadım izleyecek.
Odamı toplayayım dedim ooof o da çok uzun iş.
Bir yanım da diyor ki fırsat bu fırsat erken yat uyu,dinlen.Ama o zaman da elimdeki bu kaçamak birkaç boş saati kaçıracakmışım gibi geliyor.
Evde dolanıp dururken ,msn ve facebook da sohbete başladım arkadaşlarımla :)
Oooh mis gibi uzun uzun sohbet ediyoruz :) Ne güzel şeymiş böyle bilgisayarı eğlence amaçlı kullanmak :)
Sevdim bu işi :)
Eve iş de getirmemişim.
Bir de annemin iyileşmesine bağlı evin operasyonel yükü de kalmamış bu akşam bana.
Tam anlamıyla boş birkaç saatim var.
Ama ben unutmuşum boş zamanlarda ne yapılır?Uzun süre yemek yemediğinizde birden masada ne yiyeceğinizi bilemezsiniz ya ben de o durumdayım şu anda.
Biraz kitap okudum ,olmadı.
Sonra aklıma tv izlemek geldi.Onu da unutmuşum,bişey bulamadım izleyecek.
Odamı toplayayım dedim ooof o da çok uzun iş.
Bir yanım da diyor ki fırsat bu fırsat erken yat uyu,dinlen.Ama o zaman da elimdeki bu kaçamak birkaç boş saati kaçıracakmışım gibi geliyor.
Evde dolanıp dururken ,msn ve facebook da sohbete başladım arkadaşlarımla :)
Oooh mis gibi uzun uzun sohbet ediyoruz :) Ne güzel şeymiş böyle bilgisayarı eğlence amaçlı kullanmak :)
Sevdim bu işi :)
8 Ağustos 2010 Pazar
BAŞLANGIÇ

Bir gün Leonardo DiCaprio’nun yakışıklı bir adam olacağını söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama bu filmde kendileri cidden çok hoş :)
Bu kızsal yorumdan sonra hemen film hakkındaki görüşlerime geçeyim.
Film sonunda rüyalarınızı ve bilinçaltınızı sorgulamaya başlayabilirsiniz.
Değişik bir kurgu ve işlenişi var.
Son derece dinamik ve izlemeyi hiç bırakamıyorsunuz.Zaten ola ki kısa bir süre filmden kopsanız konuyu kaçırabilirsiniz.
Şimdi düşünüyorum da konudan bahsetsem mi acaba?
Sanırım bahsetmemek en doğrusu olacak.Çünkü yanlışlıkla yazacağım bir şey büyüyü bozabilir.
Sadece filmdeki kahramanların ne zaman,nerede ve kaç defa uyuduklarını çok dikkatli izlemenizi önereceğim.
Filmin birkaç olasılıklı sonu da oldukça güzel.Sonrasında film hakkında konuşmak çok keyifli oluyor.
Zaman ve para ayırılması hiç de kayıp olmayacak bir film.
Keyifli seyirler…
SALT

Hiç gönüllü gitmedim ama ekip çok hevesliydi ben de onlarla olmaktan çok mutlu olduğumdan hadi gidelim dedim.
Ne olursa olsun ekşın filmlerini severim.Abartırlar,yok artık dedirtirler,hızları ile de sizi alır götürürler ama güzel vakit geçiririm.
Hele bir de esas oğlan ay parçası ise tadından yenmez ekşın filmlerinin.
Bu filmde esas oğlan olmayıp esas kız da Angelina Jolie olunca zaten benim ilgi yok oldu.
Neyse dedim konu tersinden alınmış.Genelde kahraman erkek ve kurtarılması gereken kadın kurgusu bu filmde ters dağıtılmış,ilginç olabilir dedim.
I-ıh,olmamış…
Hele ikinci yarıda film artık bitsin diye bekledim.
Bana göre zaman ve para kaybı bir film.
İzlemek isteyenlere keyifli seyirler…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
