Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

BİLELİM BİLGİLENDİRELİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BİLELİM BİLGİLENDİRELİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2011 Pazar

YENİ BLOGUM OKUR YAZAR NANE ŞEKERİ








2011 yılına hızla başlarken yeni procelerimi de uygulamaya başladım.



Bunlardan biri de sadece kitaplardan bahsettiğim yeni blogum okur yazar nane şekeri .



"Daha bu bloguna zaman ayıramıyorsun, bir de yenisini mi ekledin?" dediğinizi duyar gibiyim.Ama artık bloglarımın her ikisine de gereken özen ve zamanı ayıracağım :)

Yeni bloguma ait yazılarımı takip etmek isterseniz sizleri de beklerim...

7 Haziran 2010 Pazartesi

YAŞASIN LÜFER!!!



Zeytin İskelesi diye bir zeytinyağı markası var.Bir zeytinyağı sever olarak hiç denemedim ama reklamları hep dikkatimi çekiyor.

En son National Geographic dergisinin Haziran ayı sayısında bir reklamıdaha dikkatimi çekti.Reklamda benim çok hassas olduğum ve sık sık dile getirdiğim bir konuya Lüfer Balığı üzerinden değiniyordu.

Av boy yasağı altındaki balıkların neslinin tükenmemesi için talep edilmemesi, tüketilmemesi gerektiği!

Fikir Sahibi Damaklar’ın ,Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) işbirliği ile başlattığı “Boyu 24 cm’in altındaki lüferi işletmelerimizde ve tabaklarımızda istemiyoruz” kampanyasının bahsediyor ve destek veriyordu.Kampanya detaylarını buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Neden bu konu bu kadar önemli?5-10 cm için birbirimizi mi kıralım yani?Biraz küçük boydayken yesek ne olur?

Av boy yasağı altındaki balıkları tükettiğimizde henüz yumurtlamamış ve yeni nesile katkı sağlayamamış bir bireyi tüketmiş oluyor ve elbirliği ile o balığın neslini tehlikeye atıyoruz.

İsterseniz bunu bir de hemen lüfer örneği üzerinden anlatayım.

Lüfer,muhteşem lezzeti ile sularımızda balık deyince haklı bir şöhret ile ilk aklımıza gelen balık,çok keskin dişleri ile olağanüstü bir avcıdır.Lüfer gördüğünüzde bir kez daha dikkatle bakın sivri dişleri ve güçlü çenesini hemen fark edeceksiniz.Avlanması sıkı bir tecrübe gerektirir.Ayrıca balık ve deniz kültürünün baş tacıdır.

Izgarası insanın aklını başından alacak kadar lezzetlidir.Hmmm nasıl da canım çekti şimdi :)

Boy boydur bu lüfer kardeşlerimiz.En ufağından en büyüğüne doğru sıralarsak defneyaprağı,çinekop,sarıkanat,lüfer ve kofana ( artık kofanaya o kadar sık rastlanmıyor,genelde lüfere kofana muamelesi yapılıyor).

İşte hassas olmamız gereken nokta da bu. Boyları...

Çinekop iken henüz yavru vermediği için her çinekop yediğimizde lüfer neslini tehlikeye sokuyoruz!Üstelik henüz o dillere destan lezzetine de ulaşmamış iken.

Peki , ne zaman tüketilmesi uygundur?

Eylül ortalarından itibaren , Ekim, Kasım hatta Aralık ayına kadar olan dönemde en muhteşem zamanıdır lüferin.Yavrulamış,Karadeniz’de kendini toparlamış yağ bağlamış ( yani kendini beslemiş )bir şekilde İstanbul Boğazına geçerler ki biz onları lüp lüp yiyebilelim diye.

Bir de tüketilmemesi gereken dönemleri yazayım.

Haziran,Temmuz, Ağustos aylarında henüz Ege ve Akdeniz’dedirler ve yavru vermedikleri için yağlanmadan lezzetsiz olurlar.Bizler bu dönemde bu balığı tükettiğimizde uzun vadede lüfer stoklarımızı geri dönülmez bir şekilde tüketmiş oluyoruz.

Tam da lüfer yememe dönemine girdiğimiz şu günlerde bu konuda hassas olmamız gerektiğini düşünerek ve lüfer örneği altında aynı hassasiyeti diğer balıklarımıza da göstereceğimizi umarak yazıma burada son veriyorum.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

BADEM KAÇMIŞ




Ne tam evcil, ne de tam vahşi olan sevimli fok Badem kafesinden kaçmıştı ve şimdilerde Ören sahillerinde kıyıdaki kişilere saldırdı deniyor ve son derece vahşi görünüşlü fotoğrafları konmuş.

Ama insanların önce ona dokunma, kuyruğunu çekme, başına üşüşme şeklinde taciz ettiği ve aslında insanların onun yaşam alanını işgal ettiği üzerinde hiç durulmamış.

Badem bir sirk hayvanı değil, kendi oramında yaşamaya alışmış bir deniz memelisi.

Sadece bunu hatırlamak bile olaya daha mantıklı bakmaya yardımcı olacaktır.

Ayrıca o bir fok balığı değil, bir deniz memelisi, bir Akdeniz Foku l!!!!

3 Ağustos 2009 Pazartesi

HARCAMALARI İZLEME

Artık bol kaynakların sona ermesi ve olumsuz piyasa koşullarının düzelecek mi? Düzelecekse ne zaman ve nasıl olacak? Konularının gündemi oluşturduğu düşünülürse harcamalarda tasarruf yaklaşımları son derece doğal bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gelinn’in, piyasanın nabzını tutarak avantajlı ürünleri, kampanyaları ve bu konudaki kendi yaklaşımlarını paylaştığı blogunda bir bölümü var.Hayalbemol alışveriş konusundaki yazısında faydalı önerilerini paylaştı.

Fiilen yaptığım işin bu konuda proje üretmek olması nedeniyle işin alınan tedbirler sonrası izleme safhasını da ben yazayım istedim.

Evet, kişisel harcama planında yapılan bu uygulamalar başlangıç için çok gerekli olsa da yeterli değil. Sürekliliği sağlayabilmek için belirlenen ve uygulanan stratejilerin, kararların sonuçlarının izlenmesi de son derece önemli.

Bu süreci diyet yapmak gibi düşünebilirsiniz. Yüksek bir motivasyonla önemli miktarda kilo verebilirsiniz. Bununla birlikte verdiğiniz kiloları fazlası ile geri almamak için diyetisyenlerin koruma dönemi dediği asıl ve zorlu süreç başlar.

Yemek yeme alışkanlığını günlük hayatta uzun vadeli bir yapıda uygulayabilmektir bu aşama.
Yemek yemeyi çok seven bir kişinin diyet sonrasında bütün yiyeceklere saldırarak verdiği 5 kiloyu 7-8 kilo olarak geri alması ne kadar kötüyse alışverişi çok seven birinin bir anda alışverişi kesmesi sonrasında “tamamdır, bana bu kadar tasarruf yeter “ diyerek alınması hiç de gerekli olmayacak bir yığın şeye para harcaması da o kadar kötü olur.

Bu durumu yaşamamak için kendi planınızı oluşturmanız bana kalırsa en akıllıca yaklaşım olacaktır .

Ne kadar geliriniz var, giderleriniz neler?

Peki, ben bu kadar ahkâm kestikten sonra neler yapıyorum ondan bahsedeyim.

Krizin gelişini çok önceden görerek hararetli zamanları başladığında zaten harcamalarımı belli bir düzene koymuştum. İhtiyaç listeleri oluşturdum, elimdeki envanteri (kıyafet, kitap, ayakkabı gibi) güncelledim ve her alışverişimde “bu gerçekten de gerekli mi?" Sorusu ile hareket ettim. Bu aşamaları tek başıma geçirmedim. Artık hepinizin bildiği çok yakın arkadaşım olan Gelinn ile birlikte karşılıklı bu konuda kendimizi bir hayli geliştirdik, hatta bir ara dişi Varyemez Amca’lar olma yolundan son anda döndük :)

İzleme aşamasında ilk olarak harcamalarınızı gruplamanızı önereceğim.

1.Grup: aylık olarak kredi kartı, fatura gibi düzenli ödemeleriniz olsun

2.Grup: aylık olarak kredi kartı ya da nakit olsun yapmış olduğunuz harcama başlıkları, nelere para harcadığınız olsun. Örneğin o ay aldığınız kitap sayısı ve ödediğiniz tutar ( ve soru şu: bu kitapları almam gerçekten gerekli miydi?)

3.Grup: aylık olarak gezi, eğlence gibi sosyal yönümüzü besleyen aktiviteler olsun.

Bu maddeleri tercihinize göre, not defteri , harcama ağacı şeması ya da benim yaptığım gibi bir Excel dosyada günlük ve aylık olarak bu başlıklara ait yapılan ödeme ve giderlerinizi kaydederek ay içinde ya da sonunda harcamalarda ne aşamada olduğunuzu, işin ne yöne doğru gittiğini izleyebilirsiniz.

Bu da size cebinizden çıkan tüm paranın nereye gittiği konusunda topluca bir gözlem şansı oluşturur.

Harcamalarım içinde gezmek için ayırdığım parada kesinti yapmaya yanaşmadığım,gezip tozmalarıma da artık engel olursam bunalıma gireceğim için ben de gezme, yeme içme giderlerimi her birini düzenli olarak kaydederek dosyama günlük olarak takip ediyorum. Henüz burada bir kesintiye gitmedim.

Böylelikle para akışım üzerinde daha çok kontrol sağlayabiliyorum.Elimde para kalması durumunda elde ettiğim bu kaynağı bana daha çok yarayacak ihtiyaç alımlarında ( dürüst olacağım daha çok gezmekte ) kullanabiliyorum.

Yazımın en başında da belirtmiş olduğum gibi birden her şeyden mahrumiyet yerine öncellikleri doğru ve objektif olarak belirledikten sonra bunu hayatın bir parçası olarak yaşadığınızda tasarrufa bağlı elinizde kalan parayı kullanacağınız alanları da genişletebileceksiniz.


18 Haziran 2009 Perşembe

BİR DENİZ KAPLUMBAĞASI EVLAT EDİNMEK

Biricik kaplumbağam Yaşar'dan , Yaşarı'ın yaşam koşullarından sık sık burada bahsediyorum.

Ama bir de Yaşar'ın arkadaşları var benim ulaşamadığım,Yaşarı'ın göremediği...

Belki sizlerin daha önce duyduğu ama detayları konusunda bilgi sahibi olmadığı kaplumbağa evlat edinmek konusunda sevgili arkadaşım Gelinn kendi blogunda çok güzel bir yazı yazmış, Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın bu konudaki çalışmalarından bahsetmiş.

Bir kaplumbağa sahibi olarak bu yaklaşımı çok güzel buldum.

Bu konuda Gelinn'in yazdığı yazıyı görebilmeniz için aşağıdaki başlığı tıklamanız yeterli olacaktır.

Bir deniz kaplumbağasını evlat edinmek.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

ATLAS DERGİSİNDEN ÜCRETSİZ MÜZEKART



Daha önce ( 02.03.09 tarihli yazımda ) detaylarından bahsettiğim Müze Kart'ı Mayıs Ayında Atlas Dergisi ücretsiz olarak veriyor.İlginizi çekerse detaylarını Hürriyet gazetesinin aşağıdaki linkinden okuyabilirsiniz.

5 Mayıs 2009 Salı

BU GECE HIDRELLEZ

5 mayıs 'ı 6 mayısa bağlayacak bu gece Hıdrellez.

Bu gün dileklerinizi gül ağaçlarının dibine koymayı mı ,yoksa geceyi vur patlasın çal oynasın deyip eğlenerek mi , hiçbirinden vazgeçemem ikisini de yaparım mı dersiniz bilmiyorum ama bana gönderilen bir etkinliği ve detaylarını aşağıda ilginize sunmak isterim.

Gönlünüzden geçenlerin kabul olması dileğiyle...

Ahırkapı Hıdrellez Şenlikleri 2009 Programı
Tarih: 5 Mayıs 2009, Salı

Yer: Ahırkapı Parkı, Çatladıkapı

Saat: 19.00 – 24.00 Program 19.00 - Ahırkapı Park’ta “Hıdrellez 2009” açılışı
- Standlarda çeşitli bahar yiyecek ve içecekleri...
(Dönerci, kokoreçci, nohutlu pilavcı, köfteci, balık-ekmekçi,
midye dolmacısı, midyeli-pilavcı, börekçi, baklavacı, dondurmacı,
kuruyemişçi, ve diğer...)
- Limonatacı, şerbetçi ve diğer her türlü içecek arabaları...
Roman müziklerinden canlı örnekler...
20.00 - Konserler
23.40 - Hıdrellez 2009 ateşleri... Barış, bereket, sağlık, mutluluk dilekleri
Giriş Ücreti: YokYiyecek İçecekler: Sokak tezgahlarındaki yiyecek-içecek ile -özel çağrılılar dışındaki katılımcılara sembolik rakamlarla ücretli.Konser: Bu sene bir ana konser alanı ve bir çok sahne ve alanda akustik müzik yapacak gruplardan bazıları şöyle: Buzuki Orhan, Lüleburgazlı Küçük Hasan ve Tamer Kum, Göksenin İleri ve Anadolu Folk, Makedon Koçani Orkestrası, Trakya All Stars, Ahırkapı Roman Orkestrası, Pire Mehmet ve Roman Orkestrası, Babaeski Roman Orkestrası, Kolektif İstanbul, Semaver Kumpanya Tiyatro Topluluğu, Mısırlı Ahmet Ritim Grubu ve Türkiye’nin ve Dünya’nın farklı bölgelerinden Roman grupları...Karşılama ve Danışma Standı: 2 ana girişte birer danışma masası ile tüm soru ve ihtiyaçlarınız cevaplandırmaya çalışılacaktır.
UlaşımSon 9 yıldır, Ahırkapı’daki Armada Otel ve civarında kutlanmakta olan “Ahırkapı’da Hıdrellez Şenlikleri”, bu yıl, 5 Mayıs 2009, Salı akşamı, Armada Otel civarında değil, fakat yine Ahırkapı’da, sahilde bulunan “Ahırkapı Parkı’nda” kutlanacaktır. Bu değişikliğin gerekçesi, Şenlik’in her geçen yıl daha çok sayıda ziyaretçi tarafından rağbet görmesi, bu yüzden katılımcılardan gelen “izdihamı önleyin!” talebine kulak verilmesidir.Geçen yıllardaki tecrübelerimiz ışığında katılımcıların etkinlik alanına daha rahat bir şekilde ulaşabilmeleri için toplu taşıma olanaklarını tercih etmelerini önemle tavsiye ediyoruz:Toplu Taşıma ile Etkinlik Alanına Ulaşım1) Kabataş - Zeytinburnu tramvayı ile “Sultanahmet” durağında inilir ve Çatladıkapı’dan sahile çıkılır.2) Sirkeci’den banliyö treni ile “Kumkapı” durağında inilir ve sahil yolundan yürüyerek ulaşılır.3) Sirkeci-Yeşilköy hattında çalışan 81 no’lu otobüsle “Çatladıkapı” durağında inilir."Hıdrellez 2009"a özel araçları ile gelmekte ısrar edenler ya da öyle gelmek zorunda kalanlar ise aşağıdaki otopark noktalarından yararlanabilirler:Özel Araçlarla Gelecekler İçinEtkinlik Alanına Yakın Park NoktalarıÖzel araçla geleceklere tavsiyemiz, aşağıda listelenen, geniş kapasiteli otoparkları kullanmalarıdır.1. Eminönü Belediye Otoparkı,2. Sarayburnu Otoparkı,3. Cankurtaran Turist Otobüsleri Parkı.4. Sultanahmet Meydanı,5. Çatladıkapı Turist Otobüsleri Parkı,6. Yenikapı IDOOtoparklardan sorunsuz yararlanılabilmesi için özel araçlarıyla geleceklerin şu hususlara dikkat etmeleri gerekiyor:Bakırköy - Yeşilköy yönünden gelenlerSırasıyla - Yenikapı IDO iskelesindeki otoparka, Kumkapı’daki otoparka, Çatladıkapı’da etkinlik alanının hemen yanındaki otoparka veya Cankurtaran’daki turist otobüsleri parkına - araçlarını bırakabilirler ve yürüyerek etkinlik alanına ulaşabilirler.Şişli – Beşiktaş yönünden gelenler,Eminönü'nde Yeni Ticaret Odası'nın yanındaki Belediye Oto Parkına (kapasite 500 araç) araçlarını bırakıp Eminönü-Zeytinburnu tramvayına binerek Sultanahmet durağında inebilirler, ardından da yürüyerek Çatladıkapı’dan sahil yoluna inerek etkinlik alanına ulaşabilirler (ulaşım planı#3). Ya da Sirkeci Tren İstasyonu’ndan Kumkapı’ya kadar (2 durak) tren ile seyahat edebilirler ve sahil yolunu takip ederek 10 dakikalık yürüme mesafesindeki etkinlik alanına ulaşabilirler.Kadıköy – Üsküdar yönünden gelenler,Üsküdar – Eminönü vapuru veya motoru ile karşıya geçenler ile Kadıköy – Eminönü vapuru ile karşıya geçenler Eminönü-Zeytinburnu tramvayına binerek Sultanahmet durağında inebilirler. Ardından da Çatladıkapı’dan sahil yoluna inerek etkinlik alanına yürüyebilirler. Ya da Sirkeci tren istasyonundan Kumkapı’ya kadar (2 durak) tren ile seyahat ederler. Daha sonra sahil yolunu takip ederek 10 dakikalık yürüme mesafesindeki etkinlik alanına ulaşabilirler.

27 Şubat 2009 Cuma

İDO 3436 HİZMETİ


















Deniz ulaşımını ne kadar sıklıkla kullandığınızı bilmiyorum ama ben imkanım varsa her zaman deniz ulaşımını tercih ederim.Fakat mesai günlerinde pek de fazla kullanmadığım için bazı gelişmelerden uzak kalmışım. Dün akşam bir arkadaşımdan öğrendim bu hizmeti ve bugün ido'nun sayfasından detaylarını da araştırdım.3436 ya tüm operatörlerden ido'nun iptal edilen vapur ya da deniz otobüsü seferi olup olmasığını sorgulayabiliyorsunuz.Bir süredir hava koşulları nedeni ile deniz ulaşımı aksaklıklar gösterdi.Böyle durumlarda iskeleye gidip seferlerin iptal edildiğini son anda öğrenmek yerine havadan şüphelenilen durumlarda kullanılabilir.
Sadece iptal edilen seferler için değil, bekleme süreleri için de kullanılmakta.
Hizmetin detaylarını ido'nun bu konudaki aşağıda belirttiğim sayfa linkini tıklayarak öğrenebilirsiniz.

26 Şubat 2009 Perşembe

YAĞIŞLAR VE SU KULLANIMI


Suyla ilişkim pek çok açıdan kuvvetlidir. Astrolojik, mesleki… Tabiii bir de herkes için hayatın vazgeçilmezi. Suya bakış açımın geniş başlıklarda olması nedeni ile son zamanlarda İstanbul’daki yoğun yağışların bize olumlu getirilerinin ne olduğu konusunda sorularla karşılaşıyorum. Eh artık bir blogum olduğuna göre bunları tek tek yanıtlamak yerine kısa bir bilgi derlemesi ile yazmanın daha yararlı olacağını düşünüyorum ve başlıyorum yazmaya.
Öncelikle İstanbul’daki barajların doluluk oranı konusu ile başlayacağım. Bugün itibari ile İski’nin verilerine göre %76,02. Aslında bu uzun zamandır su sıkıntısı eşiğinde yaşadığımız düşünülürse iyi bir oran. Ancak benim isteğim sıkı bir kar yağışı ile sulak alanları besleyen yeraltı sularının yeterli düzeye gelebilmesi. Yeraltı suları yeterince beslenmediğinde sıcaklık artışı ile buharlaşmaya bağlı yüzey sularının hızla azalması konusunda endişelerim bulunuyor. Yani baraj doluluk oranına bakarak su sıkıntısının geçtiğini düşünmemeliyiz. Gevşemek yok!
Sanılanın aksine sulak alan ve kaliteli su kaynakları çok geniş bir ülke değiliz. Bu nedenle geçtiğimiz birkaç yılda yaşadığımız kuraklık ile yeni yeni farkına vardığımız ( iyimser olup farkına varmış olduğumuzu düşünüyorum ) bu durumun bu yıl yağan yağmurlarla ortadan kalktığı yanılgısına düşmemek gerekli.
Aslında uzun zamandır olması gereken su politikaları oluşturup uzun vadeli yaklaşımların yanı sıra kişisel olarak yapabileceklerimizle de su tasarrufuna katkıda bulunabiliriz. Tema Vakfı’nın kişisel su önlemleri konusundaki önerilerini içeren okumuş olduğum bir yazıdan uygulaması kolay başlıkları da aşağıda bulabilirsiniz.
Unutmayalım biz su zengini bir ülke değiliz.
Konu su olduğunda işin içine uzmanlık da girince susmam pek mümkün olmuyor. Yaz yaz bitiremedim :)
Su Tasarrufu Önerileri
4 kişilik bir aile, alacağı basit önlemlerle yılda 140 ton su tasarrufu yapabilir..
1. Musluğu açık bırakmayın. Sebze meyveler elde yıkamak yerine su dolu bir kapta yıkanırsa çok daha az su tüketilir. 4 kişilik bir aile bu yöntemle yılda ortalama 18 ton su kurtarabilir.
2. Bulaşıkları elde değil makinede yıkayın. 4 kişilik bir aile günlük bulaşığını elde yıkarsa, ortalama 84–126 litre su harcanır. Oysa bulaşık makinesi aynı bulaşığı sadece 12 litre su ile yıkar. Bu da bir yılda ortalama 26–40 ton su tasarrufu demektir.
3.Diş fırçalarken, tıraş olurken suyu kapatın. Kullanılmadığı halde açık bırakılan su harcaması, yılda kişi başına ortalama 12 tondur. 4 kişilik bir ailede bu rakam yaklaşık 48 tondur.
4.Daha kısa duş alın. 5 dakikalık bir duş sırasında ortalama 60 litre su harcanır. 4 kişilik bir ailenin her bir ferdi duş süresini 1 dakika azaltırsa yaklaşık 18 ton suyu kurtarır.
5.Sifonu gereksiz yere çekmeyin. Dört kişilik bir ailenin fertleri günde bir kez sifonu amacı dışında çekerse, yılda 16 ton su harcamış olur.
6.Rezervuara, su dolu 1,5 litrelik pet bir şişe yerleştirin. Bu basit önlemle, yılda 2 ton su tasarrufu sağlanabilir.
7. Duş başlığını yeni çıkan suyu daha iyi püskürten ekonomik duş başlıklarıyla değiştirin. Böylece suyu daha az açarak daha tazyikli suyla duş alınabilir.
8.Muslukların su kaçırmadığından emin olun ve gerekirse tamir ettirin. Her saniye bir damla damlayan musluk, yılda 1 ton su harcar.
9. Su kaçaklarını engelleyin. Ev ya da apartmanınızdaki su borularını yenileriyle değiştirin ya da tamir ettirin. Eski tip borular tonlarca suyun kayıp olmasına neden olur.
10. Çamaşır makinesini ekonomik kullanın. Tek bir çalıştırmada yaklaşık 176 litre su harcayan çamaşır makinesi haftada bir kez bile az kurulsa, yılda 9 ton su tasarruf edilir.


25 Şubat 2009 Çarşamba

UÇAK YOLCULUĞU YAPANLARIN DİKKATİNE



Uçak yolculuklarına dair yeni bir düzenleme gönderildi bana bir turizm firmasından hemen sizinle de paylaşayım dedim.
1 Mart`tan itibaren Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı ve Avrupa Sivil Havacılık Konferansı kuralları gereğince hava yolu ile seyahat edecek yolcuların uçak içinde yanlarında bulunduracakları el ve kabin çantalarında taşıyabilecekleri şahsi sıvılarda kısıtlamaya gidilmiştir. Gümrüksüz mağazadan veya uçuş esnasında satın alınan sıvı ürünler, görevli tarafından faturası ile birlikte özel poşete konulacak ve poşetin ağzı yapıştırılacaktır. Poşetin, uçağa alınmasına faturası kontrol edildikten sonra izin verilecektir. Ayrıca, son varış noktasına başka bir havaalanında aktarma yaparak seyahat ediliyorsa son inilecek havaalanına kadar mağazada veya uçakta verilen özel gümrüksüz alışveriş torbasının açılmaması gerekmektedir. Aksi halde aktarma yapılan alanda poşetin içeriğine el konulabilecektir. Kısıtlamaya dahil olan bazı maddeler: *Su, şurup, içki dahil her türlü sıvı, kremler, losyonlar, yağlar, parfümler, maskara, deodorantlar, her türlü macun kıvamındaki maddeler, kontak lens sıvıları, şampuanlar ile bu maddelere benzeyen diğer maddeler. *Her yolcu 1 adet plastik poşet taşıyabilecek ve poşet içerisine konulan her bir ürün maksimum 100 mililitre olacaktır.

24 Şubat 2009 Salı

OY KULLANACAĞINIZ YERİ ÖĞRENİN


29 Mart'ta yapılacak seçimlerde oy kullanacağınız sandığı aşağıdaki linki tıklayıp, TC kimlik numaranız ile öğrenebiliyorsunuz.TC kimlik numaranızı hatırlamıyor iseniz onun linkini de ikinci sırada belirtiyorum.

13 Şubat 2009 Cuma

BUGÜN 13 CUMA!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!





















Evet bugün ayın 13 ü ve üstelik de cuma .13 cuma konusunda inanışlar , efsaneler ve bu güne yüklenen olumsuz anlamlar yüzünden gergin anlar yaşamamıza , birşeyleri ertelememize gerek yok.Hatta geçen yıl Hollanda Sigorta İstatistikleri Merkezi tarafından yayımlanan bir çalışmada ,ayın 13 üne denk gelen cuma günleri diğer cuma günlerine göre daha az kaza ,yangın ve hırsızlık olayları oluyormuş.Düşünülenin aksine diğer cuma günlerine göre daha güvenli olduğu bile söylenebilir bu araştırmaya göre :)
Sanırım 13 cumaya bakış açısının biraz daha değiştirilerek katılacağımız partileri ( dayınızın oğlunun düğününe gitmek gibi bir bahane yaratmadan :)),eğlenceleri ve güzeel bir cumayı kaçırmamamız en doğrusu olacak.
Hala içinizde bir sıkıntı kaldı ise güne kocaman bir dilim çikolatalı pasta ile başlayabilir ya da gün içinde 13 cuma sendromunu hissettiğinizde çikolatalı pastanıza koşabilirsiniz :)
Güzel, keyifli bir cuma geçirmemiz dileğiyle...