Bu sabahın kör vakti ( her sabahın kör vakti olduğu gibi) işe gitmek üzere evden çıktığımda yolda takım elbiseli, paltolu bir adam gördüm.
Adam bir arabanın üzerinden eline kar aldı.
Ben de “aaaa sabah sabah kartopu mu oynayacak?” diye düşündüm ve adamı izlemeye başladım.
Ama sabahın kahramanı arabanın üzerindeki karları temizledi ve kapısını açıp arabasına bindi :) Bu hiç aklım gelmemişti :)
Galiba kafam bir başka algılıyor benim :)
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
BEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BEN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Ocak 2012 Pazartesi
25 Ocak 2012 Çarşamba
DURUM ANALİZİ
Aynaya baktım ve gördüklerimi özetliyorum :
- Zaten pigment özürlü ben, mevcuttaki renklerini de kaybetmiş ve kağıt gibi bir yüz
- Sulanmış,nereye bakması gerektiğine karar veremeyen, açık kaldıkları her an azap çeken gözler
- Yüzdeki mecburen tek renkli alan olarak ön plana çıkmış, fazla mesaiden yorgun ve silinmekten hırpalanmış kırmızı bir burun
Evet, bütün bu veriler doğrultusunda söyleyebilirim ki ben hastayım :(
- Zaten pigment özürlü ben, mevcuttaki renklerini de kaybetmiş ve kağıt gibi bir yüz
- Sulanmış,nereye bakması gerektiğine karar veremeyen, açık kaldıkları her an azap çeken gözler
- Yüzdeki mecburen tek renkli alan olarak ön plana çıkmış, fazla mesaiden yorgun ve silinmekten hırpalanmış kırmızı bir burun
Evet, bütün bu veriler doğrultusunda söyleyebilirim ki ben hastayım :(
18 Ocak 2012 Çarşamba
ARTIK BEN DE KABUL EDİYORUM
Gökçeada’ya gittiğimizde gecenin bir vakti ada merkezinden uzak bir yerdeki pansiyonumuzda ekipten bir arkadaş bileğini burktu.Çantamdan ağrı kesici bir merhem ve bandaj çıkardığımda bana çok normal gelen bu davranışım herkes tarafından şaşkınlıkla karşılanmıştı.
Hata bir arkadaşım “Nane Şekeri nerdeyse çantasından serum çıkarıp takacak” diye durumu özetlemişti :)
Yolculuklarda ,evde kaza ve hastalık gibi durumlara müdahale için hep gerekli ilaçları ve ekipmanı bulundururum.
Bununla birlikte geçen gün düşüp dizimi parçaladıktan sonra akşam evde yukarıdaki malzemelerin tam olması ve pansumanımı gayet rahat yapabilmem durumumun farkına varmamı sağladı.
Öyle pimpirikli felan değilim ama sanırım fazlaca tedbirliyim.
16 Ocak 2012 Pazartesi
BUZDA DANS
Ben de kendi çapında yeni hobiler peşinde koşan,koşa koşa bu hobileri uygulamaya başlayan biriyimdir işte.
Ama bazen denemelerimi modası geçtikten,popülaritesini yitirdikten sonra deneme mecburiyetinde kalabiliyorum.
Bugün olduğu gibi…Buzda dans etmek gibi…
Yarışma bitti, unutuldu gitti ben daha yeni deniyorum.
Bu sabah buz üzerinde pek de gönüllü olmayarak anlık bir figürler kombinasyonu yapıverdim.Aslında bu duruma buzun benimle dansı desek daha doğru olacak sanırım.Çünkü ben onun orada olduğunu, beni sinsice ve hevesle beklediğini bilmiyordum.
Ve bu dansın yerçekimine yenik düşmemle sonuçlanacağını da…Bilsem yolumu değiştirir ya da buzun beni dansa davetine ı-ıh der giderdim.
Yakalandım işte ve kendimi yerde buluverdim.Küüüüttttt!!!!
Sonuç?
Dizde açık bir yara ve vücudum %60 ı ezik ( ileriki günlerin müstakbel çürükleri )
Durumumu öğrenen arkadaşlarımın birkaçının tepkisini söylüyorum.”Geçmiş olsun güzelim.Seni senden nasıl koruyacağız bilemiyorum” ,“ Hay Allah Nane Şekeri yine nasıl yaptın bunu?”,”Tatlım sen niye hep kendine böyle zarar veriyorsun?”…
Oysa ki ben sadece sabah işe gitmek üzere servise yetişmeye çalışıyordum L Bay Buz ile sarmaş dolaş dans etmek değil…
Ama bazen denemelerimi modası geçtikten,popülaritesini yitirdikten sonra deneme mecburiyetinde kalabiliyorum.
Bugün olduğu gibi…Buzda dans etmek gibi…
Yarışma bitti, unutuldu gitti ben daha yeni deniyorum.
Bu sabah buz üzerinde pek de gönüllü olmayarak anlık bir figürler kombinasyonu yapıverdim.Aslında bu duruma buzun benimle dansı desek daha doğru olacak sanırım.Çünkü ben onun orada olduğunu, beni sinsice ve hevesle beklediğini bilmiyordum.
Ve bu dansın yerçekimine yenik düşmemle sonuçlanacağını da…Bilsem yolumu değiştirir ya da buzun beni dansa davetine ı-ıh der giderdim.
Yakalandım işte ve kendimi yerde buluverdim.Küüüüttttt!!!!
Sonuç?
Dizde açık bir yara ve vücudum %60 ı ezik ( ileriki günlerin müstakbel çürükleri )
Durumumu öğrenen arkadaşlarımın birkaçının tepkisini söylüyorum.”Geçmiş olsun güzelim.Seni senden nasıl koruyacağız bilemiyorum” ,“ Hay Allah Nane Şekeri yine nasıl yaptın bunu?”,”Tatlım sen niye hep kendine böyle zarar veriyorsun?”…
Oysa ki ben sadece sabah işe gitmek üzere servise yetişmeye çalışıyordum L Bay Buz ile sarmaş dolaş dans etmek değil…
24 Haziran 2011 Cuma
AMA BEN?...
Yeme içme konusundaki birkaç kişilik performansımın herkeslerin dikkatini fazlasıyla çekmesi nedeniyle ( kendimi bildim bileli ben böyleyim.hala kimse alışamadı.niye alışamıyorlar anlamış değilim :)) ben de normal bir insan evladı kadar beslenmeye karar verdim.
Abur cuburlarımı günlük değil, haftalık tüketmeye başladım,öğünlerimde bir kişilik miktarlarla tanıştım falan felan.
Bir gayret içindeydim anlayacağınız:)
Ben bu takdire şayan iradem ile mutlu mesut yaşamaya başlamışken.Tam da etraf tarafından yediğim lokmalar sayılmaz diye düşünürken şöyle bir ifade ile karşılaştım.
“Nane Şekeri biraz az ye yaaaa!!!”
Diyemedim ama ben zaten azaltmıştım yediklerimi bu azaltılmış hali :(
Abur cuburlarımı günlük değil, haftalık tüketmeye başladım,öğünlerimde bir kişilik miktarlarla tanıştım falan felan.
Bir gayret içindeydim anlayacağınız:)
Ben bu takdire şayan iradem ile mutlu mesut yaşamaya başlamışken.Tam da etraf tarafından yediğim lokmalar sayılmaz diye düşünürken şöyle bir ifade ile karşılaştım.
“Nane Şekeri biraz az ye yaaaa!!!”
Diyemedim ama ben zaten azaltmıştım yediklerimi bu azaltılmış hali :(
21 Mart 2011 Pazartesi
EF Bİ AAY
Üç sezon fringe dizisini ard arda izledikten sonra;
Etrafımdaki herkesin ya kafasının uçup ya da patlayacağına inanmaya,
Acebağ bu arkadaş bir şeyp şiftır mıdır diye düşünmeye,
Kendimi Olivya Danım zannetmeye,
Ofis giriş kartımın üzerinde neden Ef Bi Ay yazmıyor diye öfkelenmeye,
Kartımı bina girişinde turnikelere okutmak yerine güvenlik görevlilerine göstermek istemeye,
Telefonlarımı “Danım” diyerek açmaya,
Neden ben de Ef Bi Ay Binasında çalışmıyorum diye sorgulamaya,
Elimdeki dosyaları dahili iletişim ile Harvırd’da Voltır Bişıp’ın labratuvarına inatla göndermeye çalışmaya,
Ve en önemlisi benim beyaz atlı prensim Piitır Bişıp’ın neden ortalarda görünmediğine,
Yoksa paralel evrendeki diğer Nane Şekeri mi Piitır Bişıp’ımı çaldı götürdü diye düşünmeye
Başladım .
Şimdi karar veremiyorum fringe izlemek benim için tamam mıdır? devam mıdır?
Etrafımdaki herkesin ya kafasının uçup ya da patlayacağına inanmaya,
Acebağ bu arkadaş bir şeyp şiftır mıdır diye düşünmeye,
Kendimi Olivya Danım zannetmeye,
Ofis giriş kartımın üzerinde neden Ef Bi Ay yazmıyor diye öfkelenmeye,
Kartımı bina girişinde turnikelere okutmak yerine güvenlik görevlilerine göstermek istemeye,
Telefonlarımı “Danım” diyerek açmaya,
Neden ben de Ef Bi Ay Binasında çalışmıyorum diye sorgulamaya,
Elimdeki dosyaları dahili iletişim ile Harvırd’da Voltır Bişıp’ın labratuvarına inatla göndermeye çalışmaya,
Ve en önemlisi benim beyaz atlı prensim Piitır Bişıp’ın neden ortalarda görünmediğine,
Yoksa paralel evrendeki diğer Nane Şekeri mi Piitır Bişıp’ımı çaldı götürdü diye düşünmeye
Başladım .
Şimdi karar veremiyorum fringe izlemek benim için tamam mıdır? devam mıdır?
8 Ocak 2011 Cumartesi
NASIL BİR GÜNDÜ ANLAYAMADIM??
Geçtiğimiz Perşembe gününün nasıl bir gün olduğunu hala anlayabilmiş değilim.
Etkisinden bile ancak kurtulup olanları yazabiliyorum.
Yoldan geçen birine bana zarar ver desem sanırım benim kendime yaptıklarımı yapamazdı.
Güne işyerinde bir arkadaşımla kültürel farklılıkların hayatımızdaki yeri konulu bir tartışma ile başladım ki hiç tarzım değildir ofiste fikirlerimi ısrarlı ve keskin bir şekilde tartışmak ve konuyu uzatmak.Ama yaptım.
Sonrasında dikkatsizlikle ,üstelik benimle alakasız bir işe imzamı atmamla aldığım saçma salak sorumluluk.
Mesai saatlerini böyle tuhaf bitirdikten sonra akşam spora gitmeden önce almayı planladığım eldivenleri almanın mutluluğu ile şansımın döndüğünü düşünerek mutlu oldum ve kutlama amaçlı kendime Starbucks ‘da sert bir kahve ısmarladım.Ama kader ağlarını örmüştü bir kere kısa güzel anların sonrasında kabus yeniden başladı ve sıcak kahveyi içerken kazağımın üzerineee döküverdim!!!
Aman yandım diye durumu düzeltmeye çalışırken sakinleşeyim,yeni cicilerime bir daha göz atayım dedim ve fark ettim ki eldivenlerimin birinde sorun var !
Düşündüm, mağazadan hala uzak değilim, spora gitmeye vaktim var gidip hemen değiştirebilirdim .Düşünmez olaydım.
Bir hızla gittim mağazaya tekrar ama dannnn diye bir ses duyduğumda , acıyan bir vücut hissettiğimde ,mağazanın içerisine ulaşamayınca ve en son içeride koşan mağaza çalışanlarını gördüğümde anladım ki ben mağazanın cam kapısına gömmüşüm kendimi.Ama nasıl bir gömmek.Garfield’ın cama yapışmasını düşünün.Aynı öyle değil.Garfield ve cam arasında yer yer boşluklar vardı.Ben de o bile yoktu!!!
O akşam mağaza personeline değişik bir deneyim yaşattıktan,eldivenlerimi değiştiremeden acıyan vücudumla artık hepsi bu kadardır diye düşünerek yola koyuldum.
Sporuma güzel güzel başladım, üzerimde yarattığı güzel yetkiye taaaam dalacaktım ki ayak bileğimin ters dönmesi ile yerimden sıçradım.Ve güzelce sakatlanmış bir bilekle baş başa kaldım.
Hala moralimi yüksek tutmaya çalışıyorum.Bütün günü düşündükçe ne oluyoruz ya hu derken hala yaşadığıma şükrediyorum.
Normalde sokakta kum gibi olan taksiler o gece bir yerlere dağılmış beni sakat bacağımla baş başa bırakmışlar.20 dakika caddede taksi bekledim,yolu bilmeyen bir taksi bulabildim ve evime sağ salim ulaştım.
Şimdi bandajlı, itina ile dinlendirilen bir bilek ile güzel İstanbul havasından yararlanamadan evde yatıyorum.
Ama o gün nasıl bir gündü,nasıl sağ çıktım o günden bilemeden ve şaşkınlığını hala üzerimden atamadan iyileşmeye çalışıyorum.
27 Kasım 2010 Cumartesi
BU MUDUR TAKILDIĞINIZ?

Jennifer Aniston 1 yıl önce Meksika tatilinde giydiği mor bikinisi ile yeniden objektiflere yakalanmışşşşş!!!!!
Ve bu olayda şaşırtıcı olan aynı mayonun 1 yıl ara ile giyilmesiymiş gibi haber yapılmış.
Asıl şaşırtıcı olan nedir ben söyleyeyim .
41 yaşında bir hatunun aynı bikiniyi 1 yıl sonra yine aynı ölçüler ile giyebilmesi!!!
Üstelik sadece giyebilmesi değil, o bikinin hakkını verecek şekilde 1 yıl sonra da formda olabilmesi.Zaten görünen o ki önümüzdeki en az 10 yıl daha kendisi böyle görünecek ve sevgili mor bikinisini istediği kadar giyebilecek :)
İşte buna şaşırmamak ve hayran olmamak elde değil.
22 Kasım 2010 Pazartesi
HAKLI BİR DEPRESYON İÇERİSİNDEYİM
Şimdi yazınca siz de bana hak vereceksiniz.
Kurban Bayramı tatilini bitirmemizle birlikte ballı 2010 yılının son tatilini de bitirmiş bulunmaktayız.
Bunu felaket tellalı gibi buradan böyle bağıra bağıra yazmak istemezdim sevgili dostlarım ama bundan sonraki ilk resmi tatilimiz taaaa 19 Mayıs 2011de.
Yılbaşı bile cumartesi gününe geliyor !
Eh ne derler bir sene nasıl başlarsa öyle geçermiş.Yılın ilk tatil günü cumartesine gelen 2011, tatilsel açıdan pek iç açıcı görünmüyor.Umarım diğer konularda verimli,şeker gibi bir yıl olur :)
Son cümleme baktım da erken yeni yıl kutlaması gibi olmuş.
Konudan sapmayalım,ben depresyondayım.Bu konuda farkındalıklarını arttırdığım yeni depresif katılımcıları da depresyona davet etmekteyim.
Kurban Bayramı tatilini bitirmemizle birlikte ballı 2010 yılının son tatilini de bitirmiş bulunmaktayız.
Bunu felaket tellalı gibi buradan böyle bağıra bağıra yazmak istemezdim sevgili dostlarım ama bundan sonraki ilk resmi tatilimiz taaaa 19 Mayıs 2011de.
Yılbaşı bile cumartesi gününe geliyor !
Eh ne derler bir sene nasıl başlarsa öyle geçermiş.Yılın ilk tatil günü cumartesine gelen 2011, tatilsel açıdan pek iç açıcı görünmüyor.Umarım diğer konularda verimli,şeker gibi bir yıl olur :)
Son cümleme baktım da erken yeni yıl kutlaması gibi olmuş.
Konudan sapmayalım,ben depresyondayım.Bu konuda farkındalıklarını arttırdığım yeni depresif katılımcıları da depresyona davet etmekteyim.
31 Ekim 2010 Pazar
HALA BENİ MUTLU EDEBİLİYORMUŞ
Sahipseniz havaalanı gibi omuzlara bende olduğu gibi, sürekli karşılaşıyorsunuz “yüzücü müsünüz ?” ya da “profesyonel olarak yüzdünüz mü? “ soruları ile…
Bu yorumları çok fazla duymuş olmanız da artık kanıksadığınızı düşündürebiliyor size.
Ta ki geçen gün omuzlarımı sığdıramadığım bir hırkanın “bir büyük bedeni var mııı?” diye moralsizce sorduğum satış görevlisi “omuzlarınız ne kadar dik ve geniş, yüzücü müsünüz?” diye sorana dek :)
Öyle güzel bakarak sordu ki bu soruyu, ben de “ hayır değilim, aileden miras “diye mutlu mesut yanıtlayıverdim.
Tabiii hırkayı almayı da ihmal etmeyerek :)
Bu yorumları çok fazla duymuş olmanız da artık kanıksadığınızı düşündürebiliyor size.
Ta ki geçen gün omuzlarımı sığdıramadığım bir hırkanın “bir büyük bedeni var mııı?” diye moralsizce sorduğum satış görevlisi “omuzlarınız ne kadar dik ve geniş, yüzücü müsünüz?” diye sorana dek :)
Öyle güzel bakarak sordu ki bu soruyu, ben de “ hayır değilim, aileden miras “diye mutlu mesut yanıtlayıverdim.
Tabiii hırkayı almayı da ihmal etmeyerek :)
30 Eylül 2010 Perşembe
YENİ BİR GEZEGEN BULUNMUŞ HEMEN GİDİP YERLEŞELİM :)
İngiliz bilimciler uzayın “Goldilocks bölgesi”inde “Gliese 581” adını verdikleri yeni bir gezegen keşfetmişler.
Haberi Hürriyet Gazetesinde okuduğumda eşyalarımı toplayıp hemen gidip yerleşesim geldi.Niye böyle heveslendim?Bu dünyaya pek uyumlu sayılmam belki yenisi bana daha uygundur diye düşündüm.Gidip görmek lazım.
Yol biraz uzun.Bize mesafesi 20 ışık yılı, yani 200 trilyon kilometreymiş!!!
Ama ben uzun yolu severim, alırım yanıma kitap, dergi,müzik felan.Yolun nasıl geçtiğini anlamam bile(diye düşünüyorum).Yola çıkıp görmek lazım :)
Bu gezegende su olma olasılığı çok yüksekmiş , araştırılıyormuş.Benim gibi su düşkünü birisi için önemli bir gereksinim,gezegenin su durumu hakkındaki gelişmeler yakın takibimde.
Atmosferinin bizim dünyamızdan biraz daha soğuk olduğu söyleniyor .Üşümeyen biri olarak benim için hiç mühim bir nokta değil.
Yiyecek içecek durumundan bahsedilmemiş.Boğazına düşkün Nane Şekeriniz için takip edilmesi gereken bir nokta daha…
Boyutları neredeyse dünya kadarmış.Ooooh yayıl yayılabildiğin kadar .
Taze gezegenimiz kendi güneşi etrafındaki dönüşünü 37 günde tamamlıyormuş.Bizim gibi 365 günde değil.İlk okuduğumda çıkardığım sonuç “37 günde 1 yıl geçiyorsa çabuk yaş alınıyor amanınnn!!!” oldu.Şimdi bir kez daha düşünüyorum.Belki orada gün kavramı, güneş etrafında dönme falan farklı süreleri karşılıyor olabilir.Araştırmak lazım.
Yoksa burada 1 yıl yaşlanılırken orada yaklaşık 10 yıl yaşlanılıyor olması her dişi insanoğlu için oldukça sevimsiz bir nokta kanımca…
Haberi Hürriyet Gazetesinde okuduğumda eşyalarımı toplayıp hemen gidip yerleşesim geldi.Niye böyle heveslendim?Bu dünyaya pek uyumlu sayılmam belki yenisi bana daha uygundur diye düşündüm.Gidip görmek lazım.
Yol biraz uzun.Bize mesafesi 20 ışık yılı, yani 200 trilyon kilometreymiş!!!
Ama ben uzun yolu severim, alırım yanıma kitap, dergi,müzik felan.Yolun nasıl geçtiğini anlamam bile(diye düşünüyorum).Yola çıkıp görmek lazım :)
Bu gezegende su olma olasılığı çok yüksekmiş , araştırılıyormuş.Benim gibi su düşkünü birisi için önemli bir gereksinim,gezegenin su durumu hakkındaki gelişmeler yakın takibimde.
Atmosferinin bizim dünyamızdan biraz daha soğuk olduğu söyleniyor .Üşümeyen biri olarak benim için hiç mühim bir nokta değil.
Yiyecek içecek durumundan bahsedilmemiş.Boğazına düşkün Nane Şekeriniz için takip edilmesi gereken bir nokta daha…
Boyutları neredeyse dünya kadarmış.Ooooh yayıl yayılabildiğin kadar .
Taze gezegenimiz kendi güneşi etrafındaki dönüşünü 37 günde tamamlıyormuş.Bizim gibi 365 günde değil.İlk okuduğumda çıkardığım sonuç “37 günde 1 yıl geçiyorsa çabuk yaş alınıyor amanınnn!!!” oldu.Şimdi bir kez daha düşünüyorum.Belki orada gün kavramı, güneş etrafında dönme falan farklı süreleri karşılıyor olabilir.Araştırmak lazım.
Yoksa burada 1 yıl yaşlanılırken orada yaklaşık 10 yıl yaşlanılıyor olması her dişi insanoğlu için oldukça sevimsiz bir nokta kanımca…
15 Eylül 2010 Çarşamba
BİLEMEDİM NE YAPACAĞIMI
Öğle yemeğine bile 15 dk ayırabildiğim, gece mesainin neredeyse kesin göründüğü bir iş günü aniden saat 18:00 de bitiverince ben de attım kendimi evime .
Eve iş de getirmemişim.
Bir de annemin iyileşmesine bağlı evin operasyonel yükü de kalmamış bu akşam bana.
Tam anlamıyla boş birkaç saatim var.
Ama ben unutmuşum boş zamanlarda ne yapılır?Uzun süre yemek yemediğinizde birden masada ne yiyeceğinizi bilemezsiniz ya ben de o durumdayım şu anda.
Biraz kitap okudum ,olmadı.
Sonra aklıma tv izlemek geldi.Onu da unutmuşum,bişey bulamadım izleyecek.
Odamı toplayayım dedim ooof o da çok uzun iş.
Bir yanım da diyor ki fırsat bu fırsat erken yat uyu,dinlen.Ama o zaman da elimdeki bu kaçamak birkaç boş saati kaçıracakmışım gibi geliyor.
Evde dolanıp dururken ,msn ve facebook da sohbete başladım arkadaşlarımla :)
Oooh mis gibi uzun uzun sohbet ediyoruz :) Ne güzel şeymiş böyle bilgisayarı eğlence amaçlı kullanmak :)
Sevdim bu işi :)
Eve iş de getirmemişim.
Bir de annemin iyileşmesine bağlı evin operasyonel yükü de kalmamış bu akşam bana.
Tam anlamıyla boş birkaç saatim var.
Ama ben unutmuşum boş zamanlarda ne yapılır?Uzun süre yemek yemediğinizde birden masada ne yiyeceğinizi bilemezsiniz ya ben de o durumdayım şu anda.
Biraz kitap okudum ,olmadı.
Sonra aklıma tv izlemek geldi.Onu da unutmuşum,bişey bulamadım izleyecek.
Odamı toplayayım dedim ooof o da çok uzun iş.
Bir yanım da diyor ki fırsat bu fırsat erken yat uyu,dinlen.Ama o zaman da elimdeki bu kaçamak birkaç boş saati kaçıracakmışım gibi geliyor.
Evde dolanıp dururken ,msn ve facebook da sohbete başladım arkadaşlarımla :)
Oooh mis gibi uzun uzun sohbet ediyoruz :) Ne güzel şeymiş böyle bilgisayarı eğlence amaçlı kullanmak :)
Sevdim bu işi :)
8 Ağustos 2010 Pazar
SAPINDAN ÇIKMIŞ TOKMAK MİSALİ NANE ŞEKERİ
Bu hafta sonu çok şükür gezmenin dibine vurdum.Şimdi gezme yorgunu olarak dinlenmeye ihtiyacım var :)
2010 yılı gezme tozmalarımı sekteye uğratsa da bu hafta sonunu tam bildiğimiz Nane Şekeri olarak geçirdim.
Kısaca belirtmek gerekirse cumartesi sabahı evden çıktım, biraz önce evime kesin dönüş yaptım.
Ara sıra gidilen yerlerin farklılığına bağlı olarak üst değiştirmek için evime uğrayıp hane halkım ile görüşme haricinde hep dışarıdaydım :)
Detayları kendimde saklı tutarak izlediğim 2 filmden sıcağı sıcağına bahsetmek istiyorum .
Aslında film sayısı 3 olacaktı ama gece gündüz sinema salonunda bizi görenler “aaa bunlar yine burada” demesinler diye 3.filmi izlemeyi bir sonraki haftaya erteledik.
Hadi şimdi filmlere geçeyim.
2010 yılı gezme tozmalarımı sekteye uğratsa da bu hafta sonunu tam bildiğimiz Nane Şekeri olarak geçirdim.
Kısaca belirtmek gerekirse cumartesi sabahı evden çıktım, biraz önce evime kesin dönüş yaptım.
Ara sıra gidilen yerlerin farklılığına bağlı olarak üst değiştirmek için evime uğrayıp hane halkım ile görüşme haricinde hep dışarıdaydım :)
Detayları kendimde saklı tutarak izlediğim 2 filmden sıcağı sıcağına bahsetmek istiyorum .
Aslında film sayısı 3 olacaktı ama gece gündüz sinema salonunda bizi görenler “aaa bunlar yine burada” demesinler diye 3.filmi izlemeyi bir sonraki haftaya erteledik.
Hadi şimdi filmlere geçeyim.
3 Ağustos 2010 Salı
SENİN NEYİNE???
Kızım , senin neyine öyle bağıra böğüre şarkı söylemek?
Kadın soprano, hem de en nadide olanlarından!
Herkes bir duruyor Sertap deyince sen de dursana?
Ne o öyle her şarkısına eşlik etme çabaları? Senin sesin yeter mi onunla yarışmaya?
Bi de kendinden geçercesine söylemeler felan.
Toğğbeee toğbeeee…
Sakın bana “Ama ne de güzeldi diii miii konseeer?”deme!Evet, olağanüstüydü ama sonuçta sesi kısılıp bütün gün ( ve muhtemelen önümüzdeki birkaç gün ) teneke frekansında konuşacak olan sizsiniz Nane Şekeri Hanım?
Evet…evet hele o Aşk şarkısını söylerken sesi ile yaptığı muhteşemliklere hiç özenmeyecek, hatta hiç denemeyecektin .
Şimdi işte böyle katır kutur pastillerle ve kabuk tarçınlı elma çayları ile yakın ilişkiler kurmak zorunda kalmazdın.
Neyse, belli çok eğlendiğin.Daha fazla seni hırpalamayayım.
Allah sana akıl fikir versin diyeyim.
Not: Bu dilek her zaman dilenir ama deli dolu, kıpır kıpır Nane Şekeri işin içine dans ,müzik girince daha önceden verilmiş bütün akılları,fikirleri unutuverir ve bu böyle süreeer gider her seferinde :)
Kadın soprano, hem de en nadide olanlarından!
Herkes bir duruyor Sertap deyince sen de dursana?
Ne o öyle her şarkısına eşlik etme çabaları? Senin sesin yeter mi onunla yarışmaya?
Bi de kendinden geçercesine söylemeler felan.
Toğğbeee toğbeeee…
Sakın bana “Ama ne de güzeldi diii miii konseeer?”deme!Evet, olağanüstüydü ama sonuçta sesi kısılıp bütün gün ( ve muhtemelen önümüzdeki birkaç gün ) teneke frekansında konuşacak olan sizsiniz Nane Şekeri Hanım?
Evet…evet hele o Aşk şarkısını söylerken sesi ile yaptığı muhteşemliklere hiç özenmeyecek, hatta hiç denemeyecektin .
Şimdi işte böyle katır kutur pastillerle ve kabuk tarçınlı elma çayları ile yakın ilişkiler kurmak zorunda kalmazdın.
Neyse, belli çok eğlendiğin.Daha fazla seni hırpalamayayım.
Allah sana akıl fikir versin diyeyim.
Not: Bu dilek her zaman dilenir ama deli dolu, kıpır kıpır Nane Şekeri işin içine dans ,müzik girince daha önceden verilmiş bütün akılları,fikirleri unutuverir ve bu böyle süreeer gider her seferinde :)
31 Temmuz 2010 Cumartesi
AMA HEP BÖYLE OLUYOR :(
Nane Şekeri olarak şeker şeker ;şıkır şıkır ;tıkır tıkır gideeer gelirim işime.
Yeni işyerimizin bulunduğu mevkii olan plazalar yöresinin mahalle baskısına bağlı olarak bu şeker,şıkır,tıkır modumu bir üst seviyeye taşımaya karar verdim son zamanlarda ve bu yolda adımlar atmaktayım.
Ama gelin görün ki özümde blue jean üzerine bir tişört ve spor ayakkabı ile mutluluk saçarak yaşayabiliyorum .
Özümün ara sıra çalışma günlerinde baskın çıkmasına bağlı olarak da asimile olmuş ve plaza hatununa dönüşmüş ben,nispeten daha spor kıyafetler ile de işe gidebiliyorum.İstikrar gösteremiyorum.
İşte sorun da hep bu günlerde ortaya çıkıyor ve hep son anda hiç planlanmamış ya da benim katılmayacağım toplantılara katılmak durumunda kalıveriyoruuuuum.Hep böyle oluyor işte!Ve o bütün plaza hatunu şeker,şıkır ve tıkırlığım unutulup spor tarz Nane Şekeri kalıyor zihinlerde.
Bugün de bu kural değişmedi ve fazlasıyla yoğun geçen bir haftanın son günü olması,bu günün güzel Cuma olarak adlandırılmasından cesaretle spor kesim pantolonum ve üzerine giydiğim tişörtüm ile (üstelik günün sonunda biraz da haşat vaziyette) son an toplantılarımdan birine katıldım.Allahtan bizim gibi teknik bir ekipti de fazla sırıtmadım maazallah o janjanlı bölümlerden biri olsaydı bırakın yarışmayı ,karşılaşmayı aynı ringe bile çıkamazdım.
Pazartesi günü bunun acısını çıkarmak üzere attım kendimi Cuma mesai sonrası saatlerin güzelliğine :)
Yeni işyerimizin bulunduğu mevkii olan plazalar yöresinin mahalle baskısına bağlı olarak bu şeker,şıkır,tıkır modumu bir üst seviyeye taşımaya karar verdim son zamanlarda ve bu yolda adımlar atmaktayım.
Ama gelin görün ki özümde blue jean üzerine bir tişört ve spor ayakkabı ile mutluluk saçarak yaşayabiliyorum .
Özümün ara sıra çalışma günlerinde baskın çıkmasına bağlı olarak da asimile olmuş ve plaza hatununa dönüşmüş ben,nispeten daha spor kıyafetler ile de işe gidebiliyorum.İstikrar gösteremiyorum.
İşte sorun da hep bu günlerde ortaya çıkıyor ve hep son anda hiç planlanmamış ya da benim katılmayacağım toplantılara katılmak durumunda kalıveriyoruuuuum.Hep böyle oluyor işte!Ve o bütün plaza hatunu şeker,şıkır ve tıkırlığım unutulup spor tarz Nane Şekeri kalıyor zihinlerde.
Bugün de bu kural değişmedi ve fazlasıyla yoğun geçen bir haftanın son günü olması,bu günün güzel Cuma olarak adlandırılmasından cesaretle spor kesim pantolonum ve üzerine giydiğim tişörtüm ile (üstelik günün sonunda biraz da haşat vaziyette) son an toplantılarımdan birine katıldım.Allahtan bizim gibi teknik bir ekipti de fazla sırıtmadım maazallah o janjanlı bölümlerden biri olsaydı bırakın yarışmayı ,karşılaşmayı aynı ringe bile çıkamazdım.
Pazartesi günü bunun acısını çıkarmak üzere attım kendimi Cuma mesai sonrası saatlerin güzelliğine :)
22 Temmuz 2010 Perşembe
ALGIDA SIFIRLIK
Karnım aç iken kafam çalışmaz,sinirli olurum ve algılarım sıfırlanır,sadece yemek yemeye odaklanırım.
Algılarım o kadar kapanır ki Y kromozomlu Hollywood yıldızı klasmanında arkadaşlar pıt pıt yollarıma düşse,ayaklarıma dolansa iter yemek yemeye yönelirim.
Bugün öğle yemeği için çıktığımızda herkes sıcaktan ve nemden dem vururken karnı henüz doymamış Nane Şekeri’niz şöyle bir yorum getirdi.”Bugün hava sıcak ama kuru,nem yok”
Nemden yapış yapış olmuş olan arkadaşlar “yemekten sonra konuşalım,senin kafan yerinde değil”dediler.Hak verdim ama üzerinde durmadım.
Yemekten sonra internette şöyle bir haber okudum:Bugün nem %100 olacak!!!!
Sanırım bu,algılarımın nasıl sıfırlandığına güzel bir örnek :)
Algılarım o kadar kapanır ki Y kromozomlu Hollywood yıldızı klasmanında arkadaşlar pıt pıt yollarıma düşse,ayaklarıma dolansa iter yemek yemeye yönelirim.
Bugün öğle yemeği için çıktığımızda herkes sıcaktan ve nemden dem vururken karnı henüz doymamış Nane Şekeri’niz şöyle bir yorum getirdi.”Bugün hava sıcak ama kuru,nem yok”
Nemden yapış yapış olmuş olan arkadaşlar “yemekten sonra konuşalım,senin kafan yerinde değil”dediler.Hak verdim ama üzerinde durmadım.
Yemekten sonra internette şöyle bir haber okudum:Bugün nem %100 olacak!!!!
Sanırım bu,algılarımın nasıl sıfırlandığına güzel bir örnek :)
29 Haziran 2010 Salı
TAŞINMA SONRASI İLK İŞ GÜNÜ
Bir süredir işyerimizin taşınma işlemleri ile uğraşmaktayız.Arşivler yeniden düzenlendi,koliler hazırlandı ,bilgisayarların üzerine isimler yazıldı.
Şehrin tam orta göbeğinde ,gezme tozma noktalarına son derece yakın ve en önemlisi de en yakın arkadaşlarımla öğle yemeği, sabah kahvesi gibi etkinlikleri düzenleyebileceğimiz bir lokasyondu daha önceki yerimiz.
Yani her şey misss :)
Bir gün bu güzel resim tehlikeye girdi ve işyerinin taşınması konuşulmaya başlandı.Üstelik kuş uçmaaaz kervan geçmeeez ,şehirden uzakta , en büyük aktivitenin yoldan geçen tırları saymak olduğu bir yere!!!!
Bir süre cidden bunalıma girdim.Çünkü biliyorum nasıl bir yer olduğunu, uzun zaman orada çalıştım :(
Belirsizlikler, sürekli değişen kararlar sonrasında Allahıma çok şükür şehrin bir başka orta göbeğine taşındık :)
Mutluyum,sosyalim :)
Bugün izin sonrası ilk kez gördüm yeni ofisi.Güne koli yerleştirme, biriken mailleri temizleme ve biriken işlere dalmak gibi aktivitelerle başlasam da yeni yerimiz cidden güzel.En önemlisi sevgili Gelinnciğime de yeniden yakın bir yer :)
İlk gün holgeldin hediyesi olarak öğlen yağmurun altında da kalmasaydım gün daha da süper olacaktı ama buna da bereket diyerek olumlu ruh halimi koruyorum.
Şehrin tam orta göbeğinde ,gezme tozma noktalarına son derece yakın ve en önemlisi de en yakın arkadaşlarımla öğle yemeği, sabah kahvesi gibi etkinlikleri düzenleyebileceğimiz bir lokasyondu daha önceki yerimiz.
Yani her şey misss :)
Bir gün bu güzel resim tehlikeye girdi ve işyerinin taşınması konuşulmaya başlandı.Üstelik kuş uçmaaaz kervan geçmeeez ,şehirden uzakta , en büyük aktivitenin yoldan geçen tırları saymak olduğu bir yere!!!!
Bir süre cidden bunalıma girdim.Çünkü biliyorum nasıl bir yer olduğunu, uzun zaman orada çalıştım :(
Belirsizlikler, sürekli değişen kararlar sonrasında Allahıma çok şükür şehrin bir başka orta göbeğine taşındık :)
Mutluyum,sosyalim :)
Bugün izin sonrası ilk kez gördüm yeni ofisi.Güne koli yerleştirme, biriken mailleri temizleme ve biriken işlere dalmak gibi aktivitelerle başlasam da yeni yerimiz cidden güzel.En önemlisi sevgili Gelinnciğime de yeniden yakın bir yer :)
İlk gün holgeldin hediyesi olarak öğlen yağmurun altında da kalmasaydım gün daha da süper olacaktı ama buna da bereket diyerek olumlu ruh halimi koruyorum.
1 Haziran 2010 Salı
PROTESTO EDİLEN NEDİR?

Blogumda yazdığım yazılarda, kullandığım ifadelerde çok lay lay lom konulara değindiğim konusunda bazı arkadaşlarımdan eleştiriler almıştım.
Hatta bu yüzden yazılarımı okumadıklarını da biliyorum.
Ben ise duyarsızlıktan çok zaten yorucu , hırpalayıcı gündemlerden biraz olsun nefes alabilmek için bloguma bu tarzda yazılar yazıyorum,bundan keyif alıyorum.
Bu konuda fikrim değişti mi? Hayır.
Yine yazılarıma bakış açım aynı şekilde olacak.Çünkü ben böyle mutlu oluyorum.
Ama bazen öyle şeyler ve son zamanlarda bu şeylerden öyle çok olmaya başladı ki tadım tuzum da pek kalmadı.
Bir süre okuduğum kitaplardan bahsedeyim,en azından yapmayı en çok sevdiğim şeye yani kitaplara kanalize olayım dedim .O da olmadı.
Öyle bir gündem içerisindeyiz ki artık dayanamayıp ben de bu yazımı yazıyorum.
İsrail’in içinde sadece sivillerin olduğu belirtilen gemilere saldırması, ölüm…
Ve bunu protesto eden kitleler!
Bu protestolara ait yazıları gazetelerde okurken dikkatimi çeken bir resim…
Protestonun yapıldığı yerde bulunan bir kadın heykelin başının örtülmesi!!!! İnsan sormadan yapamıyor.Protesto edilen nedir? Hani saldırıya uğrayan sivillere yapılanlar protesto ediliyordu?
Oradaki heykelin başını örtmek nereden çıktı şimdi? Bu kadar tahammülsüzlük nedendir?
Ve bizim her gün hayatlarının söndüğünü ,terörün alıp götürdüğünü duyduğumuz canlarımıza yapılanlara bir tepki yok mudur?
Bütün sorunların çözümü bir heykelin başını örtmek midir?
22 Mayıs 2010 Cumartesi
YAZ KIZIM … KOCANIN, KARISINA ŞİDDET UYGULAMASINA KARAR VERİLDİ.
Aslında Hürriyet gazetesinde bu haberi dün okudum ama doğru anlayabildiğimden emin olamadım.İnsan bir gece önce işten 02:00 de çıkıp sabah da erkenden işe gitmek zorunda olduğunda ister istemez okuduğunu sorguluyor.
Kafama takıldı,bugün gazete arşivine bakıp haberi yeniden okudum.
Hayır.Sorun bende değil.Ortada yorgunluğa bağlı yanlış anlama da yok.
Haber şöyleydi.İran’da bir kadın kocasının kendisine iyi davrandığı,şiddet uygulamadığı için mahkemeye başvurup şikayetçi olmuş!!!!
Durun.Siz de doğru okuyorsunuz ,şiddet uygulanmadığı için şikayetçi olunmuş!
Koca, karısına şiddet uygulamak istemediğini,buna neden olmadığını söylüyor.Ama karısı şiddet istediğinde diretiyor.
Buraya kadar her şey yeterince tuhafken, mahkemenin kararı ise bu tuhaflığı bir seviye yukarı taşıyor.
Ve şu karara varıyor: “Eşinize şiddet uygulamaya mahkum edildiniz”
Adam da mahkemeye karısına şiddet uygulayacağını kabul ediyor!
2 defa okudum, oturdum burada yazdım ama her sağlıklı insan gibi Allah’a şükür aklım almıyor bu durumu.Nasıl bir kader anlayışıdır ki bu ,insanca davranıldığında bu durumdan şikayet ediliyor?
Haberin detaylarını kaynağından okumak isteyenler için buraya bir tık yeterli.
16 Mayıs 2010 Pazar
BİR KOMŞU PROFİLİ : X TEYZE
60 yaşınıza girmenize birkaç yıl kalmış,boyun ve bel fıtığı hastasısınız ,boyunluk takıyorsunuz ve en kısa zamanda ameliyat olmanız gerekiyor.
Hayat tarzınız nasıl olur? Ne yaparsınız?
Normal olanın vücudunuzu daha fazla hırpalamadan tedavinizi yapmak olduğunu düşünüyorum.
Ama böyle normal davranmayan bir üst komşumuz var. X Teyze!
X Teyze, haftanın 7 günü ve nerdeyse 24 saati günde birkaç parti halinde evi ile uğraşır durur.
Nane Şekeri’nin öyle uykusu hafif değildir,başını yastığa koyaaar ve mışıl mışıl dalar rüyalara.
Ama X Teyze’nin azmi de takdire şayandır.Böyle tepesinde davul çalsanız uyuyabilen birine uyku sorunu yaşatabilmektedir.
Hafta sonları dahil sabahın 6 sında başlanır masa, sandalye tayıır tayııır çekilmeye,elektrik süpürgesi tangır tungur oradan oraya taşınmaya ve çalıştırılmaya.Arada gelen gürültülü misafirlerin gidişi ile yine başlanır ev temizlenmeye.Sonra gece yarısı misafirleri gelir geleneksel gürültüleri ile ve dönerler evlerine gecenin bir yarısı.
Peki sonra ne başlıyor bilin bakalım? Evet tam tahmininiz gibi X Teyze gece 1,2,3 hiç fark etmez elektrik süpürgesi çalıştırmak dahil ev temizliği operasyonuna başlıyor.
Bu rutin hafta içi,hafta sonu, bayram, seyran…değişmeden sürüp gidiyor.
Nane Şekeri’nin mağduriyetini gören annesi birkaç kez X Teyze’ye çok gürültüden dolayı uyuyamadığımı nazik, güzel ama gayet açık şekilde ifade etti ama sonuç?
Elde var sıfır!
Nane Şekeri birkaç kez güzelce söyler uyuyamadığını, ve bu temizlik işlerinin belli saatlerde yapılmasının mümkün olup olmadığını? Hatta çok demokratik olarak bir plan bile sunar “X Teyze, seninle anlaşsak, gece temizlik yaptığında sabah yapmasan?Ben de bilsem temizlik yapmadığın zamanlarda uyusam? “
Nasıl öneri ama?
“Hem cumartesi gecesi hem de Pazar sabahın köründe temizlik gürültüsü olunca bana uyumak için zaman kalmıyor da???”
X Teyze’nin cevabı “Tabii yavrum, kıyamam sana ben hay Allah!” oldu.
İnandım,bu sorun bitti sandım ama yanıldım.Aynı şekilde devam etti.
Ben de bir gece temizliğinde telefon ettim” X Teyze çok hastayım, yarın da işe gideceğim uyumak istiyorum “ dedim. O an için sorunu çözdük ama sonrasında hayat kısa sürede eskisine döndü.
Bu arada ben kanlı gözlerle etrafa bakmaya , saldırgan davranışlar sergileme eğilimleri göstermeye başladım ve en son gece yarısı temizliğinde yatağımdan pijamalarımla fırlayıp evini bastım.”Aaa ama yeter artık kesin şunu diye”
Şimdilerde (ne kadar sürer bilmem) gece uykularımı yeniden kazandım ama bugün sabah , yani Pazar sabahı, kahvaltıya gelecek misafirleri için yapılan saat 8 temizliğinin ayrıntıları ile uyandıktan sonra misafirleri saat 14 gibi yolcu ettik ve o saatten beri şu ana kadar (saat 17:43) evde eşyalar gezintiye çıktı , elektrik süpürgesi de boşlukları ziyaret ediyor kendine has gürültüsü ile.
Artık ne yapmalıyım bilmiyorum?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)