
Müze gezileri sırasında harcadığınız enerjiyi takviye edebilmek için bu kez herkes için bir klasik olan Sultanahmet Köftecisinde beslenmeye devam etmek iyi olur .

Güne güzel bir kahvaltı ile başlamak için Sultanahmet ve Çemberlitaş arasında yol üzerinde bulunan Çiğdem Pastanesi çok uygun bir yerdir.
Okuldayken sabah okula giderken, akşam da eve dönerken mutlaka önünden geçtiğimiz ve neredeyse hiç uğramamazlık etmediğimiz ufak bir yerdi. Daha sonra aynı yer biraz daha genişletildi ve yine güzel ürünlerini satmaya devam etti. Bizim o civardaki klasiklerimizdendir. Bir süredir gitmemiştim. En son bir arkadaşım bana oradan kurabiye getirmişti benim için oranın önemini bilmeden. O zaman kısa bir özlem gidermiştim.
Böyle bir mekânda bol açmalı, börekli, çörekli sıkı bir kahvaltıdan sonra müze gezilerine başladık :)


Topkapı Sarayı’nda bu kez sadece Harem Dairesini gezdiğimiz ve gezmeye erken saatte başladığımız için Ayasofya Müzesini de gezmek için yeterli zamanımız oldu.
Ayasofya’da da yine düzensiz ziyaretçi grupları nedeni ile bir kargaşa oluyor. Erken gezmeye başlamak yine en iyisi. Ama ne olursa olsun Ayasofya o muhteşem duruşu ile her şeye katlanmanıza değiyor. Burada bu nedenle kalabalığa o kadar da takılmıyorsunuz. İçeriye girdiğinizde her seferinde vaayyy dedirtiyor. Ancak statik yapısının zayıflaması nedeni ile daha önce kurulan ve bir süredir bulunan çelik iskelelerin kaldırıldığını umarak gittiğimizde bu iskelelerin kaldırılma kararına rağmen hala yerinde durduğunu gördük. Ona rağmen yine de gezip görmeye değer. Ayasofya içinde “Terleyen Sütun” diye bir yer var. Burada elinizi sürterek dilek dileyebiliyorsunuz. En üst katına kapalı bir merdivenden çıkarak yukarıdan da mekânı izleyebilirsiniz.
Ayasofya’yı gezmek için de 1–1,5 saatlik bir süre yeterli oluyor. Burada Müze Kart geçerli. Müze Kart yoksa 20 TL giriş ücreti ödemeniz gerekmekte. Fotoğraf çekimi için ayrıca para ödemeniz gerekmiyor.

