Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

2 Ekim 2009 Cuma

TÜRK KAHVESİ TERCİH EDERİM...



İtalyan misafirlerimizden birine kendim içerken ayıp olmasın diye içtiğim earl grey çaydan isteyip istemediğini sordum.

İstemem dedi.

Ben Yeşil çay içer misiniz ? dedim
İstemem dedi.
Ben sustum.

O'nun da Türk damak zevkini mi test edesi tuttu nedir? Daha çok kahveyi mi , çayı mı tercih edersiniz dedi? Bu soruyu herhangi biri sorsa çeşitli kahvelere olan düşkünlüğümü uzuuun uzun anlatırdım ama bu kez öyle yapmadım :)

Çoğunlukla çayı tercih ederim, kahve içersem de sadece Türk Kahvesi içerim dedim :)

Bilsin, biz kahvemize sahip çıkaaaar, ilk tercih olarak da onu seçeriz :)

Kendimce sahip olduklarımıza , sahip çıktım işte ...



1 Ekim 2009 Perşembe

MERSİN GEZİSİ 4
















YEDİK… İÇTİK… ÇATLAMADIK

Ama kilo aldık tabii…

Aslında bu geziyi gezip görmeden çok sürekli bir yemek yeme gezisi olarak özetlemem sanırım yanlış olmayacak.

Gezinin başında “…Ya çok yedik… Ama daha yeni yedik, bunu da yersek çok olmaz mı?” derken kısa sürede hemen duruma yüksek bir adaptasyonla yemek yeme şansımızı, yeni tatlar deneme seçeneklerimizi sorgulamadan, teeek tek gerçekleştirdik. Önümüze yemek geliyordu ve biz yiyorduk, sonra başka bir şey geliyordu onu da yiyorduk, sonra bir başkası şeklinde sabahın erken saatlerinde başlayan yemek serüvenimiz gecenin geeeç saatlerine değin sürüyordu. Biz bu durumu çabuk kabullendik :)

Neler yedik? Neleri denedik? Şimdi sıralamaya başlıyorum :)

Tantuni

Eh Mersine gitmişken yemeden olmaz diyerek ilk yemek düzeni bozumlarımıza tantuni ile başladık.

İstanbul’da 1-2 kez yemiştim ve pek sevmemiştim. Ama kaynağında yiyince işin rengi değişiyormuş. Olağanüstü bir şey :)Şimdi yine İstanbul’da yemiyorum o kadar güzel değil diye :)

Tantunimizi “açık” olarak tanımladıkları dürüm şekli ile yedik. Lüp lüp ağza atılması da çok kolay oluyor :) Daha az yağlı isterseniz biftek istiyoruz deyin dediler bilenler. Biz de öyle dedik o şekli ile de yedik. Üzerine limon sıkın böyle yenir dediler üzerine limon da sıkıp yedik bol bol, gündüz gece. :) Limonlu şeklini ben pek sevmedim.

Sıkma Börek

Sıkma böreğin resmini çekmeyi unuttuğumu yedikten sonra fark ettim :( Burada görüntüleyemeyeceğim.

Peynirli, dürüm şeklinde gözleme olarak tanımlayabilir, yine çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim.

Kerebiç

Bu bir çeşit tatlı. İrmikli bir hamuru içli köfte gibi şekillendirip içine fıstık ya da ceviz koyarak hazırlıyorlar. Tatlının en ilginç yanı kreması. Çöven kökünün kaynatılarak elde edilen sıvının krema haline gelene kadar çırpılıp fazla bol şeker ile krema haline getirilerek yapılıyormuş. Kerebiç tatlısını bu köpük gibi kremaya batırarak yiyorsunuz.

Çok fazla tatlı, kreması hafif buruk bir tada sahip. Önce 1–2 lokma tadına bakılıp beğenilirse 1 porsiyon söylemenizi tavsiye edeceğim.

Ben çok çok beğendim.

Cezerye

Bunu sanırım hemen herkes biliyordur. Havuçlu lokumlar diyordum ben ama burada döner gibi yaprak yaprak kesilerek satıldığını gördüm. Bu şekli de çok güzel. Hep dikdörtgen prizma şekline alışık olunca böylesi değişik geldi.

Gittiğinizde mutlaka almanızı önereceğim. Ben oldum olası çok severim, objektif bir yorum getiremeyeceğim.

Dondurmacı Halil’den aldık. En meşhuru o dediler. Pişman da olmadık. Cezeryemizi alırken dondurma yemeyi de ihmal etmeyerek yeme içme yüklemelerimize son hız devam ettik :)

Şalgam Suyu

Küçükken, dolapta görüp, meyve suyu sandıktan sonra birden içerek hiç beklemediğim bir tatla karşılaştıktan sonra nefret ettiğim, bir daha da sevemediğim içecek.

Mersinden almadan dönemeyin dediler. Bunu pek seven ev halkıma hediye olarak aldım ve getirdim. Sevenler harika bir şey olduğunu söylediler. Kendim test etmedim.

Ciğerci

Ciğercileri çok ünlüymüş ciğer yemeden dönmeyelim düşüncesi ile bir de ciğerciye daldık. Ama ben ciğerden de nefret ettiğim için yemedim. Yiyenler beğendiler. Daha çok gecenin bir vakti ciğer yemek tuhaf geldi :)

Kahvaltı

Dönüş yapacağımız günün sabahı sahilde kahvaltı yapmaya karar vererek yine mutlaka gitmemiz için Jasmin Cafe’yi önerdiler. Biz de gittik bol bol olan açık büfeden bool bol faidelendik :)
Foto 1: Mersin sahil görüntü
Foto 2: Açık tantuni
Foto 3: Tantuniyi limonlama aşaması
Foto 4 : Kerebiç
Foto 5 : Kerebiç içi açılmış şekilde

30 Eylül 2009 Çarşamba

MERSİN GEZİSİ 3



KIZKALESİ

Cennet – Cehennem gezisinden sonra Erdemlide Kızkalesi’ni görmeye gittik. Havanın bir kapatıp, bir açması yüzünden bizim gittiğimizde denize giren pek yoktu ve pek de hareketli değildi Ama Mersinli arkadaşlarımızın bize anlattığına göre yaz dönemlerinde son derece kalabalık ve hareketli olan bir yermiş.

Erdemlide gezip görecek, doğa ve tarihi güzellikler bolca var ama biz vaktimizin çok yeterli olmaması nedeni ile sadece Kızkalesi mevkiini görebildik.

Balık restoranları bol ve çok güzelmiş. Aslında akşam için balık yeme planındaydık ama yemediğimiz şey kalmayınca balığa yer bulamadık.

Kızkalesi’nin hikâyesini sorduğumda İstanbul Kızkulesi’nin hikâyesi ile aynısını anlattılar. Başka bir efsane olabilir mi diye nette araştırdığımda da aynı şeye rastladım.

Sadece 2 güne çok şey sığdırmak zorunda kalınca yeterince zaman ayıramadan bazı detaylardan mahrum kalarak gezebiliyor ve görebildiklerinizle yetinmiş oluyorsunuz.

Kızkalesi sahilinde çok daha uzun zaman geçirebilmeyi çok isterdim.

Belki başka sefere…

Sizleri çektiğim Kızkalesi fotoğrafları ve efsanesi ile baş başa bırakıp, yarın yeme içme faslına geçeceğimden, büyük bir iştahla burada bekliyorum :)


Kızı yeni doğunca oralarda adet olduğu gibi küçük kızını kâhine götüren kral, kızının 19 yaşına gelince bir yılan tarafından sokularak öldürüleceğini öğrenir. Bunu önlemek için de denizin ortasına bir kale yaptırır ve kızını orada tutar. Kız 19 yaşına gelince kalede şenlikler verilir. Bu şenliğe davetli bir köylü kadın da bağında yetişen nefis üzümlerden bir sepet hediye götürür. Fakat dalgınlığından sepetin içine giren yılanı görmez. Prenses üzümü çok sevmektedir. Herkes gittiğinde yemek üzere üzüm sepetini odasına gönderir. Herkes gittiğinde odasına çıkan kız üzüm yemeye başlar ve yılan kızı sokarak öldürür*.

*Vikipedi’den alınmıştır.

29 Eylül 2009 Salı

MERSİN GEZİSİ 2






























CENNET MAĞARASI
Hep duymuştum Cennet ve Cehennem mağaralarını yıllardır. Okuduklarımdan, duyduklarımdan ya çok güzel ya da görmeye hiç gerek yok şeklinde iki uçta yorumlara rastlayınca dedim Nane Şekeri burayı kendi gözlerinle görmeli ve gördüklerini de yazmalısın.
Bu bayram gezimizde bu şansı da yakalamış oldum( aslında arkadaşlarımın başının etini yedim Cennet ve Cehennemi görmeden şuradan şuraya gitmem diye).
Öncelikle Cennet Mağarasını görmeye karar verdik. Sonuna kadar saydığımızda 452 merdiven olduğunu gördük. Daha Cennete inmeden, Cennetten çıkanların yorgunluktan perişan olmuş yüz ifadelerine bakınca ister istemez bir tereddüt yaşıyorsunuz ama oraya kadar gitmişken geri dönmek olmaz diye biz de başladık basamaklardan inmeye. Sistemli bir şekilde enerjinizi kullanırsanız inişte ya da çıkışta çok fazla zorlanmadan gezinizin bu bölümünü tamamlayabilirsiniz. Basamaklar çok dik olmadığı için 452 sayısı gözünüzü korkutmasın :)
Mağaraya inerken girişte daha önce ibadethane olarak kullanılan bir bölüm göreceksiniz.
Sonrasında Cennet Mağarası’nın ışıklandırılmış, gizemli atmosferi ile karşılaşıyorsunuz. Bu bölümde dikkat etmeniz gereken nokta zeminin yer yer ıslak olması ve kayma riskini çok arttırması.
Yani mağaranın havasına girip Ya Allah diyerek atmayınız kendinizi Cennetin derinliklerine :)
Ben bu kayganlıktan, cesaret edip de inemedim. Zemine değil, kendime güvenemiyorum. Sakarlık donanımım ve yazılımım hep güncel ve yüksek kapasitede olduğu için sakarlıkta kimseler elime su dökemez :)
Ama 2 arkadaşım en son noktaya kadar gittiler ve atmosferden büyülenmişler. Bu bilgiyi de eklemek isterim.
Cennet Mağarasına giriş ücretli, kişi başı 3 TL ama Müze Kart geçerli.
CEHENNEM ÇUKURU
Cennete gitmek ne kadar zor, zahmetli ve efor gerektiriyor ise Cehenneme gitmek de tersine gayeeet kolay, zahmetsiz düz bir yolun sonunda ulaştığınız derin bir çukur bekliyor sizi :)
Cehennem Obruğu hakkında girişinde bulunan tabeladaki bilgileri hemen özetliyorum. Tümünü aklımda tutamadığım için genelde şöyle özetliyorum. Typhon adında yüz tane başına güvenen bir ejderha bir gün kaşınmış, gitmiş Zeus’la savaşmış, Zeus’u buraya hapsetmiş. Sonra Zeus’un Tanrı dostlarından Hermes kurtarmış ve bu kez de Zeus Typhon’un peşine düşmüş.
Cehennem Çukuru’na bir balkondan bakıyorsunuz. Fazla bir şey yapmanız gerekmiyor. Ateş sizi çağırıyo :)
Gezilmesini gereksiz bulan kişilerle karşılaştım burayı ama bana kalırsa yolunuz düşerse bir şans veriniz.
Cennete gitmek bedava hiç para ödemiyorsunuz :)
Yarın, Kızkalesi yazı ve fotolarımla burada olacağım, beklerim efenim :)
foto 1: Cennet - Cehennem yön tabelaları.Aman önceliği iyi belirleyin :)
foto 2: Cennete Giriş
foto 3 : Cennete inerken, Cennet Yolları
foto 4 : Eski ibadethabe
foto 5 : Cennet Mağarası girişi
foto 6 : Cennetten gökyüzüne bakış
foto 7 : Cehenneme giden yol
foto 8 : Cehennem Çukuru
foto 9 : Cehennemde karşılaştığım küçük arkadaşım. Bu foto, Göko tarafından çekilmiştir.

28 Eylül 2009 Pazartesi

MERSİN GEZİSİ 1







MERSİN GEZİSİ BAŞLIYOOOOR :)

Biraz geç de olsa bayramda yapmış olduğum Mersin ve Antakya gezimin detaylarını ve izlenimlerimi hemen yazıyorum :)

İstanbul’dan hareketimizle birlikte Bayram tatiline yoğun talebin sonucu sıkıcı bir klasik olan kalabalık yollar ve hareketsiz trafik ilk olarak karşıladı bizi. Neyse ki yolun bir noktadan sonra rahatlaması ile yolculuğumuz daha keyifli bir hal aldı.( Gerçi burada böyle diyorum ama bakmayın siz bana , ben bu yoğun trafiği hiç hatırlamıyorum. Göz bandımı takmış bir şekilde ilk mola yerimiz olan Bolu Bercesteye kadar olan zamanı hiç hatırlamıyorum, uyumuşum :))

Sırasıyla direksiyona geçen arkadaşlarımız dışında geri kalan tamamımız mışıl mışıl uyuyarak geceyi yolda tamamlamış olduk.

Sabah kahvaltımızı Adana Pozantı’da Hayat Su tesislerinde suyun kaynağının kenarında büyük bir iştahla yaptıktan sonra yeniden düştük Mersin yollarına.

Öğlene doğru Mersin’e ulaşıp konaklayacağımız yere yerleştikten sonra günümüzün devamında bize eşlik edecek olan Mersin’deki arkadaşlarımızla buluşmak üzere Erdemli’ye doğru yola çıktık.

Mersin’i yol boyunca kurulan bir şehir olması ile İzmit’e; Sahilde yapılmış ve yapılmakta olan tatil siteleri ile de Silivri – Tekirdağ’a benzettim. Sahil tarafında siteler ve yeni eklenmek üzere inşaatı halen devam eden site adayları öyle çok ki belli yerlerde yolda giderken denizi göremiyorsunuz bile. Bu da sahil boyunca yol alırken arabada manzara açısından alacağınız keyfi biraz azaltıyor.
Erdemlide ekibimizi genişlettikten sonra benim çok çok merak ettiğim Cennet ve Cehennem Mağaralarını gezmek üzere yolumuza devam ediyoruz.

Cennet Cehennem Mağaraları yazı ve fotoğraflarımı yarın paylaşmak üzere burada sizi bekliyor olacağım :)

Yarın tekrar görüşmek üzere…


foto 1 : Adana Pozantı kahvaltı yerimizin manzarası

foto 2: Hayat Su Kaynağı belgesi

foto 3: Hayat Su kaynağı uzaktan görünüş

foto 4 : kahvaltı masamız :)

24 Eylül 2009 Perşembe

NANE ŞEKERİ GEZDİ, GÖRDÜ...





ama yazması için biraz vakite ihtiyacı var...

18 Eylül 2009 Cuma

NANE ŞEKERİ BAYRAMINIZI KUTLAR...






Sevgi ve sevdiklerinizle dolu, şeker gibi bir bayram dilerim...



Not : Biliyorum biraz erken bir kutlama oldu ama Nane Şekeri bu akşam yolcu :)