Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

6 Mayıs 2009 Çarşamba

ATLAS DERGİSİNDEN ÜCRETSİZ MÜZEKART



Daha önce ( 02.03.09 tarihli yazımda ) detaylarından bahsettiğim Müze Kart'ı Mayıs Ayında Atlas Dergisi ücretsiz olarak veriyor.İlginizi çekerse detaylarını Hürriyet gazetesinin aşağıdaki linkinden okuyabilirsiniz.

5 Mayıs 2009 Salı

BU GECE HIDRELLEZ

5 mayıs 'ı 6 mayısa bağlayacak bu gece Hıdrellez.

Bu gün dileklerinizi gül ağaçlarının dibine koymayı mı ,yoksa geceyi vur patlasın çal oynasın deyip eğlenerek mi , hiçbirinden vazgeçemem ikisini de yaparım mı dersiniz bilmiyorum ama bana gönderilen bir etkinliği ve detaylarını aşağıda ilginize sunmak isterim.

Gönlünüzden geçenlerin kabul olması dileğiyle...

Ahırkapı Hıdrellez Şenlikleri 2009 Programı
Tarih: 5 Mayıs 2009, Salı

Yer: Ahırkapı Parkı, Çatladıkapı

Saat: 19.00 – 24.00 Program 19.00 - Ahırkapı Park’ta “Hıdrellez 2009” açılışı
- Standlarda çeşitli bahar yiyecek ve içecekleri...
(Dönerci, kokoreçci, nohutlu pilavcı, köfteci, balık-ekmekçi,
midye dolmacısı, midyeli-pilavcı, börekçi, baklavacı, dondurmacı,
kuruyemişçi, ve diğer...)
- Limonatacı, şerbetçi ve diğer her türlü içecek arabaları...
Roman müziklerinden canlı örnekler...
20.00 - Konserler
23.40 - Hıdrellez 2009 ateşleri... Barış, bereket, sağlık, mutluluk dilekleri
Giriş Ücreti: YokYiyecek İçecekler: Sokak tezgahlarındaki yiyecek-içecek ile -özel çağrılılar dışındaki katılımcılara sembolik rakamlarla ücretli.Konser: Bu sene bir ana konser alanı ve bir çok sahne ve alanda akustik müzik yapacak gruplardan bazıları şöyle: Buzuki Orhan, Lüleburgazlı Küçük Hasan ve Tamer Kum, Göksenin İleri ve Anadolu Folk, Makedon Koçani Orkestrası, Trakya All Stars, Ahırkapı Roman Orkestrası, Pire Mehmet ve Roman Orkestrası, Babaeski Roman Orkestrası, Kolektif İstanbul, Semaver Kumpanya Tiyatro Topluluğu, Mısırlı Ahmet Ritim Grubu ve Türkiye’nin ve Dünya’nın farklı bölgelerinden Roman grupları...Karşılama ve Danışma Standı: 2 ana girişte birer danışma masası ile tüm soru ve ihtiyaçlarınız cevaplandırmaya çalışılacaktır.
UlaşımSon 9 yıldır, Ahırkapı’daki Armada Otel ve civarında kutlanmakta olan “Ahırkapı’da Hıdrellez Şenlikleri”, bu yıl, 5 Mayıs 2009, Salı akşamı, Armada Otel civarında değil, fakat yine Ahırkapı’da, sahilde bulunan “Ahırkapı Parkı’nda” kutlanacaktır. Bu değişikliğin gerekçesi, Şenlik’in her geçen yıl daha çok sayıda ziyaretçi tarafından rağbet görmesi, bu yüzden katılımcılardan gelen “izdihamı önleyin!” talebine kulak verilmesidir.Geçen yıllardaki tecrübelerimiz ışığında katılımcıların etkinlik alanına daha rahat bir şekilde ulaşabilmeleri için toplu taşıma olanaklarını tercih etmelerini önemle tavsiye ediyoruz:Toplu Taşıma ile Etkinlik Alanına Ulaşım1) Kabataş - Zeytinburnu tramvayı ile “Sultanahmet” durağında inilir ve Çatladıkapı’dan sahile çıkılır.2) Sirkeci’den banliyö treni ile “Kumkapı” durağında inilir ve sahil yolundan yürüyerek ulaşılır.3) Sirkeci-Yeşilköy hattında çalışan 81 no’lu otobüsle “Çatladıkapı” durağında inilir."Hıdrellez 2009"a özel araçları ile gelmekte ısrar edenler ya da öyle gelmek zorunda kalanlar ise aşağıdaki otopark noktalarından yararlanabilirler:Özel Araçlarla Gelecekler İçinEtkinlik Alanına Yakın Park NoktalarıÖzel araçla geleceklere tavsiyemiz, aşağıda listelenen, geniş kapasiteli otoparkları kullanmalarıdır.1. Eminönü Belediye Otoparkı,2. Sarayburnu Otoparkı,3. Cankurtaran Turist Otobüsleri Parkı.4. Sultanahmet Meydanı,5. Çatladıkapı Turist Otobüsleri Parkı,6. Yenikapı IDOOtoparklardan sorunsuz yararlanılabilmesi için özel araçlarıyla geleceklerin şu hususlara dikkat etmeleri gerekiyor:Bakırköy - Yeşilköy yönünden gelenlerSırasıyla - Yenikapı IDO iskelesindeki otoparka, Kumkapı’daki otoparka, Çatladıkapı’da etkinlik alanının hemen yanındaki otoparka veya Cankurtaran’daki turist otobüsleri parkına - araçlarını bırakabilirler ve yürüyerek etkinlik alanına ulaşabilirler.Şişli – Beşiktaş yönünden gelenler,Eminönü'nde Yeni Ticaret Odası'nın yanındaki Belediye Oto Parkına (kapasite 500 araç) araçlarını bırakıp Eminönü-Zeytinburnu tramvayına binerek Sultanahmet durağında inebilirler, ardından da yürüyerek Çatladıkapı’dan sahil yoluna inerek etkinlik alanına ulaşabilirler (ulaşım planı#3). Ya da Sirkeci Tren İstasyonu’ndan Kumkapı’ya kadar (2 durak) tren ile seyahat edebilirler ve sahil yolunu takip ederek 10 dakikalık yürüme mesafesindeki etkinlik alanına ulaşabilirler.Kadıköy – Üsküdar yönünden gelenler,Üsküdar – Eminönü vapuru veya motoru ile karşıya geçenler ile Kadıköy – Eminönü vapuru ile karşıya geçenler Eminönü-Zeytinburnu tramvayına binerek Sultanahmet durağında inebilirler. Ardından da Çatladıkapı’dan sahil yoluna inerek etkinlik alanına yürüyebilirler. Ya da Sirkeci tren istasyonundan Kumkapı’ya kadar (2 durak) tren ile seyahat ederler. Daha sonra sahil yolunu takip ederek 10 dakikalık yürüme mesafesindeki etkinlik alanına ulaşabilirler.

30 Nisan 2009 Perşembe

BENİM MİNİK BAHÇEM

Kocaman bahçeli bir evde doğup, uzun yıllar burada yaşadıktan sonra çayıra, çimene, yeşile düşkünlük önüne geçilemez bir boyutta oluyor doğal olarak. Bir zamandır da bahçe özleminizi küçük balkonlarda gidermek zorunda kalmışsanız her fırsatta çayırım çimenim geldi diye kendinizi yeşil alanlara atmaya başlıyorsunuz.
Hayatımın büyük bir kısmını geçirdiğim kocaman bahçeli evimizin bahçesinin en güzel taraflarından biri de çok güzel ve çok sayıda gül ağaçlarının olmasıydı. Uyandığımda odamın penceresinden rengârenk gül ağaçlarına bakmak büyük keyif ve lükstü. Gül ağaçlarına düşkünlüğümün ve ileride planladığım gül yetiştirme hayallerimin temelidir bu. Tabii bir de Hıdrellezde gül ağacı ihtiyacını hiç duymamak :)
Yaklaşık 2 ay önce yine Hıdrellezin yaklaşması ve benim balkonda saksıda gül ağacı yetiştirme hayallerim depreşince internette artık olağan hale gelen araştırmalarım sırasında Pencere Önü Bostanlar ile tanıştım. Sizin için ekilmiş, her şeyi hazırlanmış size sadece sulamanın, sevgi ve ilginizi göstermenin kaldığı minik bahçeler. Büyük bir hevesle hemen internetten siparişini verdim. Taze soğan, tere, turp, roka, semizotu, kedi çimi, dereotu, hindiba maydanoz seçenekleri var.(Daha başka seçenekleri de var mıdır bilmiyorum. Ben göremedim. Varsa bana da haber verirseniz çok sevinirim.)
Ben taze soğan ve maydanoz siparişi verdim ve üzerindeki son derece basit ve anlaşılır şekilde anlatılan talimatları ile yetiştirmeye başladım. Şu anda maydanozlarım çıktı ama henüz olgunlaşmadılar. Taze soğanlarım oldu ve ilk mahsulü aldım, afiyetle de yedik hemen :)
Talimatlarda da yazdığı gibi ortalama 2 hafta içinde toprakta hareketlenmeleri başlıyor ve yine ortalama 60 -80 gün içinde olgunlaşıyorlar ( maydanozlar daha geç olgunlaşıyor).
İçinizde sizin de toprakla ilgilenmek varsa ve kocaman bahçe lüksünüz de yoksa sadece balkon hatta sadece pencere önü alanına sahipseniz denemeye değen çok keyifli bir uğraş. Tıpkı çocukken pamukta fasulye büyüttüğümüz gibi :)
Geçen gün bir arkadaşımdan saksıda çilek yetiştirmeyi duydum. En kısa zamanda saksıda çilek olayına da el atacağım. Bir süre sonra kendi yetiştirdiğim benim minik bahçemin çilekleri ile çilekli pasta ve reçel tarifleri verirsem hiç şaşırmayın :)Evdekilerin en büyük korkusu ise benim bu işe sarıp her tarafı saksılarla doldurma olasılığım:)
Yapar mıyım? Yaparım… :)
Foto1:pencere önü bostanların hiçbir işlem yapılmadan size ulaştığı ilk hali
Foto2:bostanımdaki ilk hareketler
Foto3:bostanımın son şekli
















29 Nisan 2009 Çarşamba

AMA OLMAZ Kİ...BÖYLE DE YAPILMAZ Kİ!...

Bugün arkadaşımdan bir mail aldım. Nasılsın? Neler yapmaktasın? diye.
Mailin devamında da haberleşmediğimiz süre içinde kendi yaptıklarını anlatmış büyük bir zevkle. Acaba içinde nispet de var mıydı tam çözemedim????
İstanbul’dan ayrılarak yazlık evinde sezonu açmış,denize girmiş ,bahsetmemiş ama gezmiştir de ve şimdi sıra çalışmaya gelmiş yeşillikler içindeki ve muhteşem Edremit manzaralı evinde giymiş tshirtünü , almış laptopunu başlamış çalışmayaaa !!!
Peki ben güne nasıl başladım? Köprü trafiğinin nispeten az olması mutluluğu ile (1 saat 15 dakikalık yolculuk sonrası ) ofiste işe gelirken büyük bir mutlulukla giydiğim spor ayakkabılarımla 8 saat süre için vedalaşıp yerine tık tık topuklu ayakkabılarımı giyerek oturdum bilgisayarımın başına.
Şimdi ben bu günü nasıl geçireyim? Ne edeyim Nasıl bitireyim???
Ama olmaz ki arkadaşım… Böyle de yapılmaz ki :)

MİNYATÜR ODALAR SERGİSİ



“Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar” şeklindeki tanıtım başlığının sergiyi gezdikten sonra ne kadar doğru seçilmiş olduğunu düşündüm.
Sanatçı Henry Kubjack’in Koç Müzesi sergi salonunda 15 Eylül tarihine kadar gezebileceğiniz hayal gücü ve detaycılığın ne kadar güzel ürünler çıkarabildiğinin bir örneği bu sergi.
Sergiyi gezmek için ayrıca para ödemeniz gerekmiyor müze girişi için verdiğiniz 9 TL ye dahil ama biletinizi kaybetmemeniz önemli tabii :)
Hayal gücünün ustaca kullanıldığı her şeye önüne geçemediğim büyük bir hayranlık duyarım. Bu sergiye de bu yüzden gitmeyi çok istemiştim. Sonunda görebildim ve iyi ki gidip görmüşüm. Olağanüstü. Neredeyse hiçbir detay atlanmamış çalışmalarda. Harcanan emeğe hayran kalıyorsunuz. İşin bir de ön araştırma ve hazırlık aşamalarını da düşündüğünüzde bu hayranlık daha da büyüyor.
Sergide odaları sunum şekli de çok hoş ve zarif. Odalara birkaç açıdan baktığınızda birçok detayı daha rahat fark edebiliyorsunuz ve bir odanın karşısında kısa bir zaman geçirmeniz gerekiyor.
Odalardan bir tanesi de Henry Kubjack’in kendi evinin minyatürü.
Benim en çok beğendiğim çalışmalardan bir tanesi de Wintergarden Tiyatrosunun sahne arkası. Makyaj malzemelerinin detayları öyle başarılı bir şekilde yapılmış ki mendillere kadar hiçbir detay atlanmamış.
Güzel vakit geçirebileceğiniz bir sergi. Ortalama 30–45 dakika detaylı bir gezi için yeterli. Fotoğraf makinenizi yanınıza almışsanız bu serginin de fotoğraflarını çekebilirsiniz.
Sergide birkaç çalışma sonrasında kendinizi rahatlıkla Güliver cüceler ülkesinde gibi hissedebilirsiniz.

28 Nisan 2009 Salı

KOÇ MÜZESİ

Koç müzesine ilk gidişim ve gördüm ki müzenin her yerini detaylı bir şekilde gezebilmek için 1 tam gününüzü buraya ayırmanız gerekmekte.
Müzeye geldiğinizde yolun her iki yanında Koç Müzesi Binalarını göreceksiniz. Hangisi nedir? Nereden bilet alınır? Sorularının yanıtlarını aramakla vakit kaybetmemeniz için hemen akışı anlatayım.
Sahil tarafındaki binadan biletlerinizi alarak isterseniz ekstra turlar için de kaydınızı yaptırabiliyorsunuz. Müze giriş ücreti 9 TL. Bu ücrete müzenin tüm binalarının gezisi dahil. Bununla birlikte Denizaltı ve Keşif Küresi ekstra turlar olduğu için onlara ek bir ücret ödemeniz gerekiyor. Biz Denizaltı turunu tercih ettik ve bu turun parası da 4 TL. Tur biletinizi alırken turların belli saatlerde yapıldığını göz önünde bulundurarak tur kaydınızı size uyan saatte önceden yaptırmanız faydalı olacaktır.
Biletlerinizi kolay ulaşabileceğiniz bir yer koymanızı öneririm binaların girişlerinde biletinizi göstermeniz gerekiyor.
Fotoğraf makinenizi ücret ödemeden kullanabiliyorsunuz ve fotoğraf makinesi ile gitmeniz çok faydalı olacaktır. Yanınıza almayı unutmayın.
Bizim giriş saatimiz Denizaltı tur saatine çok yakın olduğu için biz gezimize Denizaltı turu ile başlamaya karar verdik. Yerini sorduğumuzda ”Fenerbahçe’nin içinden geçerek gidebilirsiniz.” Yanıtını aldık. İyi de Fenerbahçe’den geçerek gitmek ne demek? Sorusunu bakışlarımıza yansıtınca görevli bahçedeki yerini tarif etti. Bahçeye çıkıp deniz kenarına yöneldiğimizde karşımızda emektar Fenerbahçe Vapuru’nu görünce anlayabildik durumu. Denizaltı Fenerbahçe’nin yanındaydı ve ona binmek için vapurun içinden geçmeniz gerekiyordu :)
Okuldayken eski ve soğuk olması nedeniyle Fenerbahçe vapurunu pek tercih etmezdik. Denk geldiğinde de zamanımızın bol olması lüksü ile, genelde bir sonraki vapuru beklerdik. Favorilerimiz o dönemki isimleri ile “Bahçekapı” ve “Fahri Korutürk” vapurları idi. Yanlış hatırlamıyorsam bu iki vapurun yapım tarihleri 1987 idi. O zamanki en konforlu vapurlardı.
Tamam, tamam okul dönemi anılarıma gömülmeden hemen müze detaylarına dönüyorum :)
Fenerbahçe vapurunun üst katı Yalvaç Ural Teneke Oyuncaklar sergisine dönüştürülmüş. Denizaltı turuna daha vakit vardı biz de rahat rahat vapurumuzu bir de bu haliyle gezdik.
Veeee tur saati geldi. Son derece otoriter bir kaptan ile sözünden çıkmadan, onu uslu uslu takip ederek denizaltıya geçtik. Ben, kapalı ve dar yerleri pek sevmem. Söylemesem de tereddütle başladım geziye. Ama hep bir denizaltı görmek istediğim için korkumu umursamamaya çalıştım. Sadece denizaltıya dar, kapalı bir merdivenden inerken orada ne işim olduğunu sorguladım ancak hemen bu düşüncelerimi kovdum ve sadece anlatılanlara ve bulunduğumuz yerin ilginçliğine odaklandım. Yine de bu sürede kaptanın ilk anlattığı şeyleri hatırlamıyorum :) Neyse gezimizi güzel ve sorunsuzca tamamladık. Tek hat boyunca ve tek katını geziyorsunuz denizaltının. Çok farklı bir yer ve yaklaşık 20 dakika süren bir tur ve görmeye değer.
Tur sonrasında bahçedeki araç ve uçakların bulunduğu alanı dolanıp yine sahil tarafındaki müzeyi gezmeye başladık. İçinde otomobil bölümü, zeytinyağı fabrikası, sandal, kano ve teknelerin bulunduğu bölümler var. Bizim deniz ve denizcilik yönümüzün ağır basması ile daha çok tekne, sandal ve ekipmanlarının bulunduğu alanları detaylı gezerek bu binadaki gezimizi de tamamladık.
İkinci etap olan yolun karşısında aynı zamanda Minyatür Odalar sergisinin de bulunduğu binaya geçtik. Yazının başında söylemiştim biletlerinizi sık sık göstermeniz gerekecek, kolay ulaşabileceğiniz bir yerde bulundurun diye. Bu binanın girişinde bilet kontrol sonrasında Minyatür Odalar sergisini gezdik ( sergi detaylarını sonra anlatacağım).
Aynı alanda ulaşım araçlarının tren, uçak, gemilerin bulunduğu binayı ve astronomi bölümünü de gezerek fazlasıyla yorulmuş bir şekilde bu bölümü de tamamlamış olduk.
En başta da bahsettiğim gibi 1 günün tam olarak ayrılması gereken bir müze. Özellikle mekaniğe ilginiz varsa bu tam gün bile yetmeyebilir ilgilisine. İçerideki yazılarda “okul gibi müze” diye bir tanımlama vardı. Gerçekten de öyle. Haftasonu 1 gününüzü ayırmaya değer.
Müze Ulaşım detaylarını aşağıdaki linkte bulabilirsiniz
http://www.rmk-museum.org.tr
Müze Saatleri
Salı –Cuma 10.00 – 17.00
Cumartesi – Pazar 10.00 – 19.00

KOÇ MÜZESİ ÖNCESİ BALIK EKMEK

Henry Kubjack’in Minyatür Odalar sergisi nedeni ile müze turlarımızda Rahmi Koç müzesini öne aldık.
Güzergâhımızı Eminönü üzerinden belirleyerek gitmeye karar verdik. Keyifli çekirdek gezi ekibimizle.
Öğle saatinde buluşmamız balık ekmek kokularıyla birleşince Eminönü’nde balık ekmek molası vermeden olmaz düşüncesi ile seçtiğimiz bir yerde yedik yemeğimizi. Yeni düzenlemede balık teknelerinin önündeki küçük masa ve taburelerde oturabiliyorsunuz. Balığınızı yerken etrafınızda oluşmuş küçük bir sektör ile karşılaşıyorsunuz. Balığın yanına eşlik etmesi için turşu ve turşu suyu satan kişiler, balık yerken batan elleriniz için ıslak mendil satan küçük çocuklar. Sizi pek rahat bırakmıyorlar.
Bu şekilde masada oturup teknelerin yanında balık ekmek yemenin en kötü yanı sadece ellerinizin değil ( ıslak mendille epey temizlememize rağmen)üzerinizin uzun bir süre balık kokması :( Balık ekmek molası vermek istediğinizde bunu da göze almalısınız.
O gün balık ekmek keyfi çok güzeldi ama en güzeli okul döneminde öğlen dersimiz ya da sınavımız bittikten sonra dönüş için kalabalık mesai saatlerine kalmadan ekmek arası balığı paketletip yanına da içeceğinizi alarak vapurun arkasında açık yerde deniz, İstanbul manzarası ve keyifli bir sohbet eşliğinde yemektir.
Öğrenciliğimizin ilk acemilik zamanlarında bu şekilde dışarıda satılan yiyeceklere şüpheli bakışların azalması ve ilk cesaretli adımı attıktan sonra vapurda balık ekmek keyfi, keyifle doya doya çıkarılıyor :)
Sonra da buna alışıp size daha önceden korkunç gelecek birsürü şeyi yapmaya başlıyorsunuz :)