Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

13 Mayıs 2009 Çarşamba

BİRKAÇ SÖZ...

Bugün okuduğum ve çok hoşuma giden 2 sözü bloguma taşımak istedim.


1. LIFE IS NOT ABOUT WAITING FOR THE STORMS TO PASS. BUT IT’S ABOUT LEARNING TO DANCE IN THE RAIN. – UNKNOWN


(Hayat, fırtınaların geçmesini beklemek değildir.Hayat, yağmurda dans etmeyi öğrenmektir. -Kaynağı Bilinmiyor)


2.THE BAD NEWS IS THAT TIME FLIES; THE GOOD NEWS IS THAT YOU’RE THE PILOT. – MICHAEL ALTSHULER


( Kötü haber şu ki zaman uçup gidiyor ; İyi haber ise pilot sensin )

DEWEY : DÜNYANIN KALBİNE DOKUNAN KÜTÜPHANE KEDİSİ






Dünyanın En Ünlü Kedisi Dewey'in Öyküsü


Yayınlandığı ilk günde dünyada rekor ilgi gören ve sıradışı öyküsüyle tüm dünyada insanları derinden etkileyen, yüreklerini ısıtan Dewey şimdi Türk okuyucularıyla buluşuyor...


Nane Şekeri'nin Yorumu:


Kedilere özel bir ilgim bulunmuyor. Hatta yanıma yaklaşmalarından da hiç hoşlanmam ama Dewey yazarın anlatımıyla da size kendini sevdiriyor.

Okunması son derece rahat.Yolculukta , işe geliş-gidişlerde trafiği size unutturabilecek keyifli bir kitap.

Aslında yazar Dewey'i anlatırken ağırlıklı olarak kendi hayatına da yer vermekte.Hayatında karşılaştığı zorluklardan,nasıl üstesinden geldiğinden ya da başarısız olduğundan içten bir dille bahsediyor.

Eğer şu sıralar havalar güzel öyle ağır kitaplarla uğraşamam, güncel de bir kitap okuyayım diyorsanız bu kitabı bir seçenek olarak değerlendirebilirsiniz.

12 Mayıs 2009 Salı

BİR BLOG TANITIMI

Bana blog virüsünü bulaştıran arkadaşımın sayesinde blog dünyasına adım attığımda etrafımdaki olayları daha farklı bir gözle incelemenin yanı sıra bu işi yapanların bloglarını da incelemeye başladım.
İnsanların ne tür konularda, ne şekilde yazılar yazıp bloglar oluşturduğunu araştırmaya, beğendiklerinizi o kişileri hiç tanımasanız bile düzenli olarak izlemeye hatta bir süre sonra eksiklerini bile bulmaya başlıyorsunuz ( her zaman hayranlık uyandırmıyor bu bloglar :))
Çok belirli konularda yazılar yazabilir, beğendiğiniz konuları blogunuzda yayınlayabilir ya da bir günlük gibi kendinizi ifade edebilirsiniz. Kısacası burası sizin atış alanınız, bu alanı isteklerinize göre siz şekillendiriyorsunuz.
Kısa bir zaman önce blog gelişimim için internette dolaşırken tesadüfen gördüğüm bir blogdan bahsetmek istiyorum. Dünyanın en yaşlı bloggerlarında biri olarak tanımlıyor kendisini ama sanırım bu konuda tek :) Blog sahibinin adı Randall Butisingh.Kendisi 1912 doğumlu ve 2007 yılından bu yana blogunu yazıyor.Üstelik yazıları bilgisayarında kendisi yazıyor.Hayran olmamak mümkün değil.Arşivindeki tüm yazılarını henüz okuyamadım, yeni başladım ve sadece birkaç yazısını okudum.Her güne 1 yazı şeklinde günlük olarak yazılarını okumayı planlıyorum.En son Anneler Günü ile ilgili yazdığı yazısında bakış açısının ne kadar farklı ve özel olduğunu görebilirsiniz.
Hep söylediğim bir söz vardır ( bana ait değil, geçmişte okuduğum ve çok hoşuma giden bir söz) “ 20 yaşında iken 90 yaşında gibi yaşamak; 90 yaşında iken 20 yaşında gibi yaşamak”. Bu bir seçim aslında ben hep ikincisini tercih ettiğimi söylediğimde insanlar genellikle bunu hayatınızın geçen zamanını yok sayarak kendini kandırmak olarak algılasa da Randall Butisingh benim tezime ve seçimime çok iyi bir örnek.”Bizden geçti, artık çok geç, başlamakta geç kaldık …”diye düşünenlere inat yaşlanmadan, yaş alarak hayatın içinde var oldukça pes etmeden, edilgen bir şekilde köşesine çekilmeden ben hep varım demek!
Blogum ya da blog dünyası ile ne kadar ilgisiniz bilemem ama Randall Butisingh’ın en azından birkaç yazısını okumak faydalı olacaktır diye düşünüyorum.Aşağıda blog adresini bulabilirsiniz.
http://randallbutisingh.wordpress.com/

6 Mayıs 2009 Çarşamba

ATLAS DERGİSİNDEN ÜCRETSİZ MÜZEKART



Daha önce ( 02.03.09 tarihli yazımda ) detaylarından bahsettiğim Müze Kart'ı Mayıs Ayında Atlas Dergisi ücretsiz olarak veriyor.İlginizi çekerse detaylarını Hürriyet gazetesinin aşağıdaki linkinden okuyabilirsiniz.

5 Mayıs 2009 Salı

BU GECE HIDRELLEZ

5 mayıs 'ı 6 mayısa bağlayacak bu gece Hıdrellez.

Bu gün dileklerinizi gül ağaçlarının dibine koymayı mı ,yoksa geceyi vur patlasın çal oynasın deyip eğlenerek mi , hiçbirinden vazgeçemem ikisini de yaparım mı dersiniz bilmiyorum ama bana gönderilen bir etkinliği ve detaylarını aşağıda ilginize sunmak isterim.

Gönlünüzden geçenlerin kabul olması dileğiyle...

Ahırkapı Hıdrellez Şenlikleri 2009 Programı
Tarih: 5 Mayıs 2009, Salı

Yer: Ahırkapı Parkı, Çatladıkapı

Saat: 19.00 – 24.00 Program 19.00 - Ahırkapı Park’ta “Hıdrellez 2009” açılışı
- Standlarda çeşitli bahar yiyecek ve içecekleri...
(Dönerci, kokoreçci, nohutlu pilavcı, köfteci, balık-ekmekçi,
midye dolmacısı, midyeli-pilavcı, börekçi, baklavacı, dondurmacı,
kuruyemişçi, ve diğer...)
- Limonatacı, şerbetçi ve diğer her türlü içecek arabaları...
Roman müziklerinden canlı örnekler...
20.00 - Konserler
23.40 - Hıdrellez 2009 ateşleri... Barış, bereket, sağlık, mutluluk dilekleri
Giriş Ücreti: YokYiyecek İçecekler: Sokak tezgahlarındaki yiyecek-içecek ile -özel çağrılılar dışındaki katılımcılara sembolik rakamlarla ücretli.Konser: Bu sene bir ana konser alanı ve bir çok sahne ve alanda akustik müzik yapacak gruplardan bazıları şöyle: Buzuki Orhan, Lüleburgazlı Küçük Hasan ve Tamer Kum, Göksenin İleri ve Anadolu Folk, Makedon Koçani Orkestrası, Trakya All Stars, Ahırkapı Roman Orkestrası, Pire Mehmet ve Roman Orkestrası, Babaeski Roman Orkestrası, Kolektif İstanbul, Semaver Kumpanya Tiyatro Topluluğu, Mısırlı Ahmet Ritim Grubu ve Türkiye’nin ve Dünya’nın farklı bölgelerinden Roman grupları...Karşılama ve Danışma Standı: 2 ana girişte birer danışma masası ile tüm soru ve ihtiyaçlarınız cevaplandırmaya çalışılacaktır.
UlaşımSon 9 yıldır, Ahırkapı’daki Armada Otel ve civarında kutlanmakta olan “Ahırkapı’da Hıdrellez Şenlikleri”, bu yıl, 5 Mayıs 2009, Salı akşamı, Armada Otel civarında değil, fakat yine Ahırkapı’da, sahilde bulunan “Ahırkapı Parkı’nda” kutlanacaktır. Bu değişikliğin gerekçesi, Şenlik’in her geçen yıl daha çok sayıda ziyaretçi tarafından rağbet görmesi, bu yüzden katılımcılardan gelen “izdihamı önleyin!” talebine kulak verilmesidir.Geçen yıllardaki tecrübelerimiz ışığında katılımcıların etkinlik alanına daha rahat bir şekilde ulaşabilmeleri için toplu taşıma olanaklarını tercih etmelerini önemle tavsiye ediyoruz:Toplu Taşıma ile Etkinlik Alanına Ulaşım1) Kabataş - Zeytinburnu tramvayı ile “Sultanahmet” durağında inilir ve Çatladıkapı’dan sahile çıkılır.2) Sirkeci’den banliyö treni ile “Kumkapı” durağında inilir ve sahil yolundan yürüyerek ulaşılır.3) Sirkeci-Yeşilköy hattında çalışan 81 no’lu otobüsle “Çatladıkapı” durağında inilir."Hıdrellez 2009"a özel araçları ile gelmekte ısrar edenler ya da öyle gelmek zorunda kalanlar ise aşağıdaki otopark noktalarından yararlanabilirler:Özel Araçlarla Gelecekler İçinEtkinlik Alanına Yakın Park NoktalarıÖzel araçla geleceklere tavsiyemiz, aşağıda listelenen, geniş kapasiteli otoparkları kullanmalarıdır.1. Eminönü Belediye Otoparkı,2. Sarayburnu Otoparkı,3. Cankurtaran Turist Otobüsleri Parkı.4. Sultanahmet Meydanı,5. Çatladıkapı Turist Otobüsleri Parkı,6. Yenikapı IDOOtoparklardan sorunsuz yararlanılabilmesi için özel araçlarıyla geleceklerin şu hususlara dikkat etmeleri gerekiyor:Bakırköy - Yeşilköy yönünden gelenlerSırasıyla - Yenikapı IDO iskelesindeki otoparka, Kumkapı’daki otoparka, Çatladıkapı’da etkinlik alanının hemen yanındaki otoparka veya Cankurtaran’daki turist otobüsleri parkına - araçlarını bırakabilirler ve yürüyerek etkinlik alanına ulaşabilirler.Şişli – Beşiktaş yönünden gelenler,Eminönü'nde Yeni Ticaret Odası'nın yanındaki Belediye Oto Parkına (kapasite 500 araç) araçlarını bırakıp Eminönü-Zeytinburnu tramvayına binerek Sultanahmet durağında inebilirler, ardından da yürüyerek Çatladıkapı’dan sahil yoluna inerek etkinlik alanına ulaşabilirler (ulaşım planı#3). Ya da Sirkeci Tren İstasyonu’ndan Kumkapı’ya kadar (2 durak) tren ile seyahat edebilirler ve sahil yolunu takip ederek 10 dakikalık yürüme mesafesindeki etkinlik alanına ulaşabilirler.Kadıköy – Üsküdar yönünden gelenler,Üsküdar – Eminönü vapuru veya motoru ile karşıya geçenler ile Kadıköy – Eminönü vapuru ile karşıya geçenler Eminönü-Zeytinburnu tramvayına binerek Sultanahmet durağında inebilirler. Ardından da Çatladıkapı’dan sahil yoluna inerek etkinlik alanına yürüyebilirler. Ya da Sirkeci tren istasyonundan Kumkapı’ya kadar (2 durak) tren ile seyahat ederler. Daha sonra sahil yolunu takip ederek 10 dakikalık yürüme mesafesindeki etkinlik alanına ulaşabilirler.

30 Nisan 2009 Perşembe

BENİM MİNİK BAHÇEM

Kocaman bahçeli bir evde doğup, uzun yıllar burada yaşadıktan sonra çayıra, çimene, yeşile düşkünlük önüne geçilemez bir boyutta oluyor doğal olarak. Bir zamandır da bahçe özleminizi küçük balkonlarda gidermek zorunda kalmışsanız her fırsatta çayırım çimenim geldi diye kendinizi yeşil alanlara atmaya başlıyorsunuz.
Hayatımın büyük bir kısmını geçirdiğim kocaman bahçeli evimizin bahçesinin en güzel taraflarından biri de çok güzel ve çok sayıda gül ağaçlarının olmasıydı. Uyandığımda odamın penceresinden rengârenk gül ağaçlarına bakmak büyük keyif ve lükstü. Gül ağaçlarına düşkünlüğümün ve ileride planladığım gül yetiştirme hayallerimin temelidir bu. Tabii bir de Hıdrellezde gül ağacı ihtiyacını hiç duymamak :)
Yaklaşık 2 ay önce yine Hıdrellezin yaklaşması ve benim balkonda saksıda gül ağacı yetiştirme hayallerim depreşince internette artık olağan hale gelen araştırmalarım sırasında Pencere Önü Bostanlar ile tanıştım. Sizin için ekilmiş, her şeyi hazırlanmış size sadece sulamanın, sevgi ve ilginizi göstermenin kaldığı minik bahçeler. Büyük bir hevesle hemen internetten siparişini verdim. Taze soğan, tere, turp, roka, semizotu, kedi çimi, dereotu, hindiba maydanoz seçenekleri var.(Daha başka seçenekleri de var mıdır bilmiyorum. Ben göremedim. Varsa bana da haber verirseniz çok sevinirim.)
Ben taze soğan ve maydanoz siparişi verdim ve üzerindeki son derece basit ve anlaşılır şekilde anlatılan talimatları ile yetiştirmeye başladım. Şu anda maydanozlarım çıktı ama henüz olgunlaşmadılar. Taze soğanlarım oldu ve ilk mahsulü aldım, afiyetle de yedik hemen :)
Talimatlarda da yazdığı gibi ortalama 2 hafta içinde toprakta hareketlenmeleri başlıyor ve yine ortalama 60 -80 gün içinde olgunlaşıyorlar ( maydanozlar daha geç olgunlaşıyor).
İçinizde sizin de toprakla ilgilenmek varsa ve kocaman bahçe lüksünüz de yoksa sadece balkon hatta sadece pencere önü alanına sahipseniz denemeye değen çok keyifli bir uğraş. Tıpkı çocukken pamukta fasulye büyüttüğümüz gibi :)
Geçen gün bir arkadaşımdan saksıda çilek yetiştirmeyi duydum. En kısa zamanda saksıda çilek olayına da el atacağım. Bir süre sonra kendi yetiştirdiğim benim minik bahçemin çilekleri ile çilekli pasta ve reçel tarifleri verirsem hiç şaşırmayın :)Evdekilerin en büyük korkusu ise benim bu işe sarıp her tarafı saksılarla doldurma olasılığım:)
Yapar mıyım? Yaparım… :)
Foto1:pencere önü bostanların hiçbir işlem yapılmadan size ulaştığı ilk hali
Foto2:bostanımdaki ilk hareketler
Foto3:bostanımın son şekli
















29 Nisan 2009 Çarşamba

AMA OLMAZ Kİ...BÖYLE DE YAPILMAZ Kİ!...

Bugün arkadaşımdan bir mail aldım. Nasılsın? Neler yapmaktasın? diye.
Mailin devamında da haberleşmediğimiz süre içinde kendi yaptıklarını anlatmış büyük bir zevkle. Acaba içinde nispet de var mıydı tam çözemedim????
İstanbul’dan ayrılarak yazlık evinde sezonu açmış,denize girmiş ,bahsetmemiş ama gezmiştir de ve şimdi sıra çalışmaya gelmiş yeşillikler içindeki ve muhteşem Edremit manzaralı evinde giymiş tshirtünü , almış laptopunu başlamış çalışmayaaa !!!
Peki ben güne nasıl başladım? Köprü trafiğinin nispeten az olması mutluluğu ile (1 saat 15 dakikalık yolculuk sonrası ) ofiste işe gelirken büyük bir mutlulukla giydiğim spor ayakkabılarımla 8 saat süre için vedalaşıp yerine tık tık topuklu ayakkabılarımı giyerek oturdum bilgisayarımın başına.
Şimdi ben bu günü nasıl geçireyim? Ne edeyim Nasıl bitireyim???
Ama olmaz ki arkadaşım… Böyle de yapılmaz ki :)