Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

22 Nisan 2009 Çarşamba

KÜÇÜK BİR MOLA

İstanbul’daki yağış bizim ofisin mevkiini de buldu bir saattir. Tabiii ben firari moda geçip ev, kahve keyfi gibi hayallere dalmaya başladım hemen. Ama bu sefer farklı bir şey yapayım ve bulunduğum yerde küçük bir keyif molası vereyim dedim. Ofisin geniş camları önünde yağmuru izlerken bir kahve kaçamağı… Güzel fikir di mi?
Hemen kendime bir kahve almak üzere yerimden kalktım, yağmuru izleyerek kahvemi içmeye hazırlanırken kafamın ne kadar dağılmış ( aslında yorgun ) olduğunu fark ettim. Çünkü kendime kahve yerine çay almışım :)
Şimdi bir yandan yağmuru izleyip, bir yandan kahve niyetine çayımı içip bu yazıyı yazıyorum :)

1984



Nane Şekeri'nin Yorumu:

bu kitap aslında pek de yolculuk ya da tatilde okunacak türden bir kitap değil.üzerinde düşünülmesi , detayların dikkatle okunması gereken bir kitap.

hayatınızı sizin için belirlenmiş kesin kurallar çerçevesinde ve sürekli kontrol altında yaşadığınızda buna boyun eğmek ya da eğmemek arasındaki çizgide seçimlerinizi belirlemenizin yaratacağı sonuçları anlatan bir roman.

okumaya ve zaman ayırmaya değecek bir kitaptır kendileri.

21 Nisan 2009 Salı

BİR HAYALİN GERÇEKLEŞMESİ

Hayatımda olmasını ya da yapmayı istediğim şeyler gerçekleştiğinde sanal bir listeye bir işaret koyar gibi çok şükür bunu da yaptım demekten herkes gibi ben de çok hoşlanıyorum.
İşte onlardan bir tanesi Cumartesi günü gerçekleşti, benim için. Farid Farjad konseri.
Farid Farjad’ın müziği ile çok sıkıntılı bir dönemimde tanışmıştım ve yeniden toparlanmamı sağlamıştı. Sonrasında diğer albümlerinden de aynı keyfi aldığımda hayranlığımın sürekli olacağını anlamış oldum.
Büyülü kemanı ile Acem ezgilerini çalan İranlı bir sanatçıdır Farid Farjad. Ezgileri ile ruh halinize göre ve siz nereye, hangi hayalinize gitmek isteseniz hiç nazlanmadan sizi ulaştırıverir varmak isteğiniz o hayale.
Farid Farjadı’ı ilk dinlediğimde keşke Türkiye’ye gelse ve konserine gidebilsem diye hayaller kurmuştum. Konser vereceği yeri bile seçmiştim kendime göre.Bu büyülü müziğin en yakışacağı yer yine bana göre olağanüstü bir atmosfere sahip olan Yerebatan Sarnıcı idi.Yerebatan Sarnıcı’nda Farid Farjad Konseri!!!! İşte buydu hayalim. Gerçi mekân düşündüğüm yer olmasa da konser büyüleyiciydi. Üstelik izleyicileri ile kurduğu iletişim de son derece doğal ve sıcaktı.
Bir de Damdaki Kemancı müzikalinden eserler çalınca ben nerede olduğumu unuttum, mest oldum( Damdaki kemancı en sevdiğim filmdir ).
Konserin üzerimdeki etkilerini şöyle özetleyebilirim. Uçtuuuum, kendimden geçtiiiim ve bir hayalimi daha gerçekleştirdim :)

17 Nisan 2009 Cuma

METROBÜS DENEYİMİ

Önce inşaat ve yol çalışmalarının köprü trafiğine olumsuz etkisi ile tanıştım.Açılışı ile birlikte trafiği rahatlatacak mı?Nasıl bişey bu?Ne kadar zamanda yolu tamamlıyor?gibi soruların yanıtlarını ararken nihayet dün ilk kez binebildim metrobüse.
Zorlu bir yolu katederek ulaşılan metrobüs istasyonunda ilk fark ettiğim.Kalabalık!!!! Tabii yıllardır izole araçlarla seyahate alışınca sıradan bir kalabalık bile abartılı gelebiliyor.Ama neyse ki okul dönemlerinde edinmiş olduğum bazı yeteneklerimi henüz kaybetmemişim ve kendimize oturacak yer bile bulabildim ilk binişimde :)
Bir test yolculuğu olması, benim sorgulayıcı ve meraklı yönümle buluşunca ortaya bu araç ile kaç dakikada nerede olunur şeklinde sorular zihnimde uçuşmaya başladı, kendime hakim olmadım ve biniş ile iniş arasında belli noktalarda süre hesabı yaptım. Sonuçlar şöyle :
- Mecidiyeköy’den araca biniş ve köprüden çıkış süresi 6 dakika ( 18:18 -18:24 )
- Mecidiyeköy’den araca biniş ile son durak olan Söğütlüçeşme’de iniş süresi 19 dakika (18:18 -18:37)
Merak edip kullanmak isteyenlerin bilgisine sunulur.

YASTIK ADAM

Dün akşam izlediğim oyunun adı Yastık Adam. Konu, içerik ve yorumlarına hiç bakmadan sadece oyuncu Serhat Tutumluer’in işin içinde olması referansına dayanarak gittiğimiz bir oyun.(Hiç pişman olmadık her zamanki gibi.)
Sahnelerinin çarpıcılığı ve zihninizde yarattığı değişimlerle zamanın nasıl aktığını cidden unutturan, sizi alıp götüren bir oyun. Bir sorgulama üzerine kurulu. Ne olduğunu anlamadan, birden olup biten durumlar. Ortaya çıkan durumların üzerinizde yarattığı gerginlik içine zekice yerleştirilmiş espriler. Birkaç saniye önce yaşadığınız şaşkınlık içinde karşılaştığınız espride gülüp gülmeme arasında zihinsel geçişler yaşamanıza neden oluyor.
Oyun, 2,5 saat sürüyor. Ben daha fazla detayına girmeyeceğim. İzlemeye, para ve zaman harcamaya değecek bir oyun. Bütün oyuncuların performansı çok başarılı.

13 Nisan 2009 Pazartesi

1000 KALORİ PEŞİNDE

Kalori kavramı ile ilk enerji, ısı birimi olarak ve joule cinsinden de ifade edilişi ile tanışmış , ifade edilişindeki rahatlıktan kendisine pek de önem vermemiştim.Sınavlarda çıktıkça hesapladım o kadar.
Ama yıllar içinde kalori kelimesinin ifade ettiklerinin sizin için değişmesi, gözünüze gözünüze bu kadar sokulması bu enerji birimine biraz daha itina ve önem verme gerekliliğini insanın hayatına sokuyormuş.
Daha önce de dediğim gibi yapılan testler sonucu kan değerlerimi düzeltme adına yoğun bir çalışma içersindeyim.Düzenli spor, yenilen yiyeceklerin içeriğine dikkat etmek , besin gruplarının gerekli oranda dağılımı ve tüketimi.Çok önemli bir sınava hazırlanır gibi özenle araştırıyorum ve uyguluyorum.Bakalım ne kadar sürecek bu durum?
Önceki yazılarımda paylaştığım real age testini bir kez daha yaptığımda hayatımdaki hareketin süreleri ve cinsi bölümünden sınıfta kaldım ( hiç beklemiyordum bu sonucu doğrusu ) ve bana yapılan önerilerde haftada 1000 kalori harcanacak egzersizlerle bu işe başlamam gerektiği söyleniyor.
Tamam, hiç sorun diiil ben hazırım bu değişime :)
Düşündüm, araştırdım, daha önce bu konuda anlatılanları hatırladım ve şu sonuca ulaştım. Bu iş o kadar zor değil.Örneğin 2 dilim baklava, 1 kocaman paket çikolata ,1 kutu kestane şekeri yediğinizde kolayca 1000 kalori alabiliyorsunuz.Hem de hemen. Bu kadar basit! Hemen kabaca bir hesaplama ile bu kadarcık şey yendiğinde bir anda şıp diye alınıyorsa hergün yapılan yarım saat egzersizle 1 haftada bunlardan porsiyon porsiyon eritilir düşüncesiyle başladım düzenli egzersizlerime.
Ama gerçek hayat başkaymış tabii 30 dk lık bir kardio ile ortalama 150-200 kalori yakıyorsunuz ve bunu 6 gün yaptığınızda ancak 1000 kaloriyi ya buluyor ya da sadece yanına yaklaşıyorsunuz. Sizinle son derece kolay buluşan ama sizden ayrılması hiç de o kadar kolay olmayan bir misafir gibi.
Şimdilik haftalık 1000 kalori yakma hedefimi hergün sürüne sürüne yapıyorum. Daha kötüsü bunun henüz başlangıç seviyesi olması ve ilerideki hedefin haftalık 3500 kalori olması :( Çook çalışmam lazım çoook…

9 Nisan 2009 Perşembe

BU HAVALARDA…

Okuldayken nereden elde ettiğimizi hiç düşünme gereği duymadan ama kesinlikle kendimize temel bir hak olarak gördüğümüz, böyle havalarda hiç aksatmadan uyguladığımız bir aksiyondu firar etmek.
Sabah kalkarsınız hava olağanüstüdür. Okula gitmek gibi bir niyetle vapur iskelesinde buluşursunuz arkadaşlarınızla. Sonra o niyet birden yerini başka niyetlere bırakır ve sabahın köründe başlarınız gezmeye amaçsızca, boş boş.
Eh saat daha erken olduğu için birkaç saat etrafta dolansanız bile saat 11:00 de sinemada ilk seansı rahatlıkla yakalarsınız ve haftanın içi olması nedeniyle genelde sadece sizin olduğunuz ,size tahsis edilmiş hissini veren boş bir salonda izlemeye başlarsınız filminizi mısır patlağınızı yerken haşır huşur.
Film sonrasında haklı olarak acıkmış ve hala çoook zamanınızın olması lüksü ile yediklerinizin içeriğini, sağlık derecesini düşünmeden bişeyler yersiniz.
Hala zaman vardır ve kitapçılar dolaşılır, gözünüze kestirdiğiniz ya da uzaklığına aldırmadan, yolu gözünüzde büyütmeden o, çok sevdiğiniz cafeye gidersiniz uzuuun uzun sohbet edebilmek üzere.
Evet, hepsini bu havalarda yaparsınız. Şimdi benim yine yapabilmek istediğim gibi…