Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

16 Eylül 2009 Çarşamba

PRENS ADALARI… İstanbul



Dizi dizi duran, bulunduğu alana güzellik ve zarafet katan Prens Adaları…

Denize girmek, piknik yapmak, fotoğraf çekmek, bisiklete binmek ve en güzeli kısa bir yolculukla İstanbul’un telaşından hemencecik kaçabileceğiniz müthiş mekânlar.

Atlas Dergisi geçtiğimiz ay Keşif Kitaplığı serisinde Türkiye Adalar Atlası eki verdi.

Ben de bu eki bahane ederek hemen başladım ada turlarıma :) tabiii öncelikle bana en yakın olarak Prens Adaları ile...

Ama önce Atlas’ın ekinde yazan bilgilerden kısa bir alıntıyı yazıma ekliyorum. Ada gezilerimi de yeniden gidip gördükçe yazıyor olacağım.

Bu adalar grubu tarihte Papaz Adaları, Ruh adaları, Bahtiyar Adaları, Halka Adalar, Kızıl Adalar, adlarıyla da anıldı. Prens Adaları adı ise Bizans devrinde prens ve prenseslerin sürgün yeri olmasına dayanıyor.

Toplam alanı 12 km2 ye yaklaşan Prens Adaları Bostancı’dan Kartal’a uzanan kıyı şeridinin karşısında diziliyor.

Prens Adaları’nın yerleşim bulunan üyeleri;

Büyükada ( Prinkipo )
Heybeliada ( Halkis )
Burgazada ( Antgone )
Kınalıada ( Proti )
Sedefadası ( Terevinthos )

Üzerinde yerleşim olmayanlarsa;

Kaşık Adası ( Pito )
Tavşan Adası ( Neandros )
Yassıada ( Plati )
Sivriada ( Oksiya )

Adalarda nüfus yoğunluğunun artması 19. yy ın ortalarına rastlar. Şirket-i Hayriye’nin 1846’da başlattığı vapur seferleri ile ulaşımı da daha rahatlayan adalar kısa sürede İstanbul’un gözde sayfiye yerlerine dönüştü ve nüfusu da arttı.

Ağırlıklı olarak Ermeni, Rum ve Musevi azınlığın yerleştiği adalar zamanla Türk nüfusunun ilgisini çekti.

Adalarla özdeşleşen şair ve yazarlarımız bulunmakta;

Burgazada Sait Faik; Büyükada Reşat Nuri; Heybeliada Hüseyin Rahmi’dir…

Rus Devrimi’nin önderlerinden Troçki, sürgün yıllarının bir kısmını Büyükada’da geçirmişti.

15 Eylül 2009 Salı

İŞARET











Yeni Bir Hayat, Yeni Bir Aşk...

Tüm Dünyada Gençlerin Tutkunu Olduğu Yeni Bir Vampir Serisi.


"Yüzümü ona çevirdiğimden beri bu kitap beni kendine esir etti. Tamamıyla muhteşem. İşaret, ateşli, karanlık ve eğlenceli."-Gena Showalter, Yazar-

"İlk paragraftan itibaren bağımlısı oldum. Kitabı bir çırpıda bitirdim."-MaryJanice Davidson, New York Times bestseller Yazarı-

Aşırı derecede bağımlılık yapan bir vampir serisi-Romantic Times-

On altı yaşındaki Zoey, İz Sürücü tarafından İşaretlendiğinde, eski hayatının geride kaldığını anlamıştı. Şimdi artık, arkadaşlarından ve ailesinden ayrılıp çalışması gereken tek dersin Vampir 101 olacağı Gece Evi'ne yerleşmek zorundaydı.

Aşk, İhanet, Gerilim ve Rekabet dolu Gece Evi Serisinin İlk kitabı İşaret sizi kendisine esir edecek.

Nane Şekeri'nin Yorumu:
Ara verdiğim vampir kitapları serisine yine arkadaşımdan aldığım bu kitap ile geri döndüm.

Yine soluksuz okuduğum bir seri diyebilmeyi çok isterdim ama öyle değil.

Öncelikle, hedef kitlesi olarak bir belirleme yapılamamış. Genç kitle mi yetişkin mi belli değil,herkesi kıcaklayayım kimse kaçmasın amacı güdülmüş ama başarılı olunamamış bu konuda.
Ağırlıklı Harry Potter, Alacakaranlık biraz da Kızılderili karışımı ( aslında yoğun esinlenmeli demek daha doğru sanırım) bir roman.

Olaylar ve mekânlar pek öyle gizemli ve sıra dışı değil.

Kurgusu da son derece zayıf.

Kitabın tanıtımında "aşırı derece bağımlılık,ilk paragraftan itibaren bağımlısı oldum..." gibi yorumları yapan yazarlardan sonra benim yorumlarım tamamen tersi oldu ama benim yorumum bu yönde.

Seri bu kitap haricinde iki kitaptan daha oluşmakta. Her iki kitabı da arkadaşımdan aldım, ilerleyen dönemlerde okuyacağım ve diğer kitapların gidişatı konusunda buradan fikirlerimi paylaşıyor olacağım.

Keyifli okumalar…






14 Eylül 2009 Pazartesi

NANE ŞEKERİ YENİDEN

Gelin ata binmiş, ya kısmet demiş.

Nane Şekeri izne çıkmış, ya kısmet demiş.

Elimde birkaç tane tatil planı varken hepsi birden iptal olunca tatilim de ya kısmet diyerek başladı, bütün tatilim de hep böyle geçti.

Heyecan dolu, tahmin edilemez ve planlananların hiçbirinin olmadığı :)

Ama aynı zamanda eğlenceli, verimli ve dinlenmeli bir tatil.

Bol bol okudum, film izledim, gezdim tozdum; hiç bilgisayarda, TV başında, telefonda vakit harcamadım. Bu nedenle de yorumlarınızı göremedim, yanıtlayamadım, yazılarınızı okuyamadım..

Konuyu telafi için hızla blog âlemine yeniden dalıyorum :)

Kısaca güzel bir tatilden sonra hoş geldiiiiim :)

27 Ağustos 2009 Perşembe

KENDİ ÖDÜLÜNÜ KENDİN VER

















Genelde böyle internetsel ortamlardaki trendlerden çok geç haberim olur.


Sağolsun Gelinnciğim bana bu konuda her zaman destek olur, bilgi akışı sağlar ve beni günceller ( Facebook’a da onun zorlaması ile girmiştim hatta Facebook ödevleri veriyordu bana şimdi Facebook’dan şu kadar kişiyi bul diye… ).


Bu ödül yazılarını da görüyordum ama hem olağanüstü yoğun bir hafta geçirdiğimden hem de öyle hemen ne olduğunu çakamadığımdan üstüne düşmemiştim.


Yine Gelinn imdadıma yetişti, sağ olsun sana ödül verdim bak diye. Ben de baktım sonra bu nedir? Bunun bir deadline ı var mı? Diye kızceğize yığdım sorularımı. Sonra baktı benim durum biraz(!) vahim ( hayatıma bir gün pat diye giriveren ) DaiSy de işe el attı ve durumu özetlediler bana.


”Bak çekirge ( burada çekirge ben oluyorum), sen de birilerine ödül vericeksin”, “Şimdi çekirge, bir de değişik özelliklerini yazıcaksın” falan dediler. Ben ise vakitsizlikten bu operasyona girişemedim bir türlü.


Sonra düşündüm, ben öyle birkaç değişik özelliği olan biri değil, başlı başına değişik bir hatunum. Bunu geçtim.

Değişik bir hatun olarak öyle ödül vereceğim birkaç isim seçemem çünkü hepsi beni okumuş, bulmuş, duymuş ve beni yalnız bırakmamış ya da benim okuyup, duyup, yanlız bırakmadığım kişiler. Bunu da eledim.

Eeee peki ben ne yapayım?


Ben de beni yalnız bırakmayan ve yalnız bırakmadığım herkese Nane Şekeri ikram edeyim dedim.


Tatlı, Ferahlatıcı ve Eğlenceli…

:)

İZİNE 1 KALA...

Perşembe haftanın en güzel günüdür.



Haftasonunu düşünmek için yeteri kadar yakın,pazartesi'den seni uzaklaştıracak kadar uzaktır.






Geçenlerde okuduğum bir söz.Şu anki ruh halime çok uygun :)

26 Ağustos 2009 Çarşamba

BADEM KAÇMIŞ




Ne tam evcil, ne de tam vahşi olan sevimli fok Badem kafesinden kaçmıştı ve şimdilerde Ören sahillerinde kıyıdaki kişilere saldırdı deniyor ve son derece vahşi görünüşlü fotoğrafları konmuş.

Ama insanların önce ona dokunma, kuyruğunu çekme, başına üşüşme şeklinde taciz ettiği ve aslında insanların onun yaşam alanını işgal ettiği üzerinde hiç durulmamış.

Badem bir sirk hayvanı değil, kendi oramında yaşamaya alışmış bir deniz memelisi.

Sadece bunu hatırlamak bile olaya daha mantıklı bakmaya yardımcı olacaktır.

Ayrıca o bir fok balığı değil, bir deniz memelisi, bir Akdeniz Foku l!!!!

21 Ağustos 2009 Cuma

EMPATİ


Yaşamınızın kontrolü sizde değil!

Öyle olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılıyorsunuz.

Elbette ki kendi kararlarınızı kendiniz vermekte özgürsünüz.

Bu kitabı kapatabilirsiniz.

O sandalyede oturmaya devam edebilirsiniz.

Ya da gözlerinizi oymak gibi çılgınca bir şey yapabilirsiniz.

Ne isterseniz yapabilirsiniz.

Ama sorun şurada: Ne isteyeceğinizi kontrol edemezsiniz.

Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz.

Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.

Bu nedenle, hayatınızı yaşamaya devam edin. Ne isterseniz yapın.

Sadece 'isteklerinizin' tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın.

Edebiyat, Bilim Ve Felsefe Ruhunuza Akacak,

Okudukça Bağlanacak, Bağlandıkça Okuyacaksınız...

Nane Şekeri’nin Yorumu:

Yeni bir kitap değil, yazarın bundan önceki kitabı peynir ekmek gibi satınca ikinci kitap olan Empati piyasaya çıktığında bir anda her yeri sarıvermişti.

İlk kitap olan Olasılıksızı okumadım, yeniden eskiye şeklinde bir giriş oldu benim için.

Kitap hakkındaki düşüncelerime gelince. Aslında okumak fiilini kullanmak ne kadar doğru olur bilemiyorum çünkü ben kitabı izledim demenin, eylemi daha iyi karşılayacağını düşünüyorum.

Evet, film izler gibi bitirdim kitabı sanki her sayfada başka bir sahneye geçiyormuşum gibi.

Değişik, sürükleyici ve rahat okunabilen bir roman…

Kitap okuma ruh halinize göre eğer, edebi bir tat arıyorsanız sonraya erteleyebileceğiniz, hayır ben çok da kafamı yormadan okuyacağım bir kitap arıyorum diyorsanız kesinlikle okuma listenize alabileceğiniz bir kitap.

Keyifli okumalar…